8 Ekim Pazartesi Dünya gazetesi ilgimi oldukça çeken bir haber yayınladı. Haberde özetle “ABD tarafından Türkiye’de üretilen makarnaya karşı uygulanan anti-damping soruşturmasının ardından Endonezya’nın da una karşı aynı uygulamayı başlatarak ihracatçıyı zora sokması karşısında ihracatçılar hukuksal yollara başvurmaya hazırlanıyor, Türkiye Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Şahin Batallı, uluslararası mahkemelerin devreye sokulmasını sağlayacaklarını açıkladı” deniliyordu.
Sabah gazetemizi gözden geçirirken, bu haberi yüksek sesle okuduğum sırada birlikte olduğumuz bir ihracatçı arkadaşım “Hocam bu Anti-Damping denilen şey de neyin nesi” deyince, daha önce de bu konuda sorulan soruları hatırladım.
(daha&helliip;)
Ülkelerin dış ticaret dengesini pozitif yöne taşımak ve bunun için de üretim ve ihracatı desteklemek günümüz ekonomisinde büyük önem taşımaktadır. Genelde büyük ekonomilere kavuşma konusunda lojistiği ele almaktayız. Ancak bu kez, gelişen dünyada ülkemizin de bu gelişmelere ayak uydurması için gerekli olan dış ticaretteki büyümeyi sağlayacak, tüm tedbirlere bir göz atalım isterim. Artık Dünya üzerinde güç kavramı, tümü ile ekonomilerin büyüklüğü ve istikrarı ile ölçülür hale gelmiş durumdadır. O halde dış ticaretimizin ve gümrük sistemimizin daha verimli olabilmesinin bize ne gibi getiriler sağladığına bir göz atalım :
• İthal edilmesi gereken hammadde/aramamül/mamulün dünyanın neresinde olursa olsun ülkemize gelmesinin sağlanabilmesi,
• Bu getirilen ürünlerin uygun koşul,maliyet ve zaman içerisinde tesliminin sağlanabillmesi,
(daha&helliip;)
Ne söylediğinizin hiç önemi yok, muhatabınız ne anlıyor ona bakın…
Uluslararası ticaret kültürü ile ilgi konuşmalarımda, seminerlerimde, panellerde ve özellikle derslerde, kısacası her ortamda dile getirdiğim bir ifadedir bu. Hatta derslerde, katılımcılarla birlikte küçük bir oyun oynar ve bu deyişin canlı ortama taşınmasını sağlarım. Bu da hepimizin küçüklüğümüzde oynadığı, kulaktan kulağa veya telefonculuk dediğimiz oyun. Katılımcılardan yedi, sekiz kadarını bir araya getirip bir sıra yaparız. Kural şu; en başta duran, kulağına fısıldanan cümleyi, yanındakinin kulağına fısıldayacak ve diğeri de aynı şekilde bunu diğer yanındakine fısıldayacak.
(daha&helliip;)
Bu makalemizde başlığımızda da belirttiğimiz gibi Lojistik, Gümrükleme ve Dış Ticaret bölümü mezunlarının neden “İşsizlik” olgusu ile anıldığını anlatmaya çalışacağım. Ara ara kendimden örnekler vererek iş arama esnasında karşılaştığım problemlerden de konu içerisinde bahsedeceğim.
Liman şehri olan Mersin’de doğup büyüdüğümden dolayı her zaman gümrüğe, gümrüğe mal getiren ve götüren tırların sıra sıra dizilip dağlar arasından limana doğru süzülmesine, konteynırların gümrük sahasında yaratmış olduğu renk cümbüşüne, gemilerin usul usul limana yaklaşmasına hep gıpta ile bakardım. Ufaklığımdan gelen bu merakla 2008 yılında ön lisans dış ticaret bölümüne kayıt oldum ve hiç fire vermeden 2010 yılı eylül ayında mezun oldum. Büyük bir zevk ve merakla sınavlarına hazırlandığım derslerimi şuan itibari ile halen tekrarlıyorum ve hatırımda kalmasını sağlıyorum. Ama ne acı ki bu bilgilerin uygulama olmadan teoride ne denli kalıcı olacağını tahmin etmek bile istemiyorum.
(daha&helliip;)
Geçtiğimiz günlerde, milli katılımı İstanbul İhracatçılar Birliği (İİB) tarafından organize edilen Gıda Fuarına katılmak için Moskova’ya gittik. Daha önce Güney Rusya taraflarında dolaştığımız için, Moskova çok çekici ve ilginç geldi. Cumartesi günü vardığımızda, bizi karşılayan ve artık Moskova’nın yerlisi olan değerli arkadaşım Vahit Solak sayesinde, kalacağımız yeri bulup yerleşmekle vakit kaybetmedik.
Moskova’da eski araba görmek mümkün değil gibi. Maybach’tan başlayıp, Lexus’la devam edin Bentley’in yanına Porsche koyun, Mersedes ve BMW’nin sayısını sayamayın ve hepsi gıcır, gıcır arabalar olsun. Bu şehrin pırıltısı Rusya’nın artan gelirini ortaya çıkartıyor. Ancak metro istasyonlarında ve parklarda gördüğümüz, az sayıda da olsa dilenen perişan insanlar da sistemin bozulan yüzünü ortaya koyuyor.
Pazar günü, saat 12 sularında teslim edileceğini bildiğimiz fuar standına gittiğimizde, inşaatın hala devam ettiğini görmek, fuar telaşlarına alışkın olan bizleri şaşırtmadı. Ancak inşaat işinin zamanında bitmemesi ve ertesi gün fuarın açılış saatinden sonra bile devam etmesi gelen ziyaretçilerimizin bazılarının ciddi şikâyetlerine yol açtı. İşin ilginç yanı ise bu çalışmaların yalnız Türk pavyonunda devam ediyor olmasıydı. İİB yetkilisi arkadaşların durumu düzeltmek için iyi niyetle koşuşturmaları da onları biraz daha üzmekten başka bir şeye yaramadı ve fuar standı ancak açılıştan iki buçuk saat sonra saat 12.30 gibi son haline geldi.
(daha&helliip;)