Uluslararası ticaret yaparak alım yapanların en çok tedirgin olduğu nokta, yüklenecek ürünlerin, üzerinde anlaşmaya varılan ürünler olup olmayacağıdır. Zira alıcı olarak sizler, satın aldığınız ürünler yüklenirken orada olup yüklemesi yapılanların ne olduğunu kontrol edemiyorsanız, malların niteliklerinin gerçek olup olmaması satıcının namusuna kalmıştır.
Kuşkusuz ticaretin temel ilkesi namuslu ve dirayetli olmaktır. Amma ara sıra bu niteliklere ve iyi niyete sahip olmak da yeterli olmamakta ve ürünün nitelikleri konusunda yorum farklılıkları ortaya çıkabilmektedir. Dikkatli ve titiz alıcılar, ihracatçının yükleyeceği ürünlerin niteliklerini detaylı olarak belirtebilmekte ve bunları da bir liste halinde üreticiye teslim ederek, yapılacak kontrollerin bu kıstaslara göre yapılmasını istemektedirler.
(daha&helliip;)
Birkaç gün önce ihracatçı bir dostumuzun yaşadığı güçlükler üzerinde tartışırken, bu arkadaşımızın söyledikleri bana eğitimlerin detayları ve eğitimcilerin nitelikleri konularının, eğitimi tertipleyen kuruluşlarca biraz daha dikkatle ele alınması gerektiği fikrimi hatırlattı.
Bir süre önce elektronik posta kutusuna bir eğitim duyurusu iletisi gelmişti. Bu ileti, mesleki bir derneğin ihracat konusunda tertiplemiş olduğu eğitim programının duyurusu idi. Bu tür programların faydasına inandığım, mesleki tecrübeleri ve eğitimci yeterlilikleri olan kişilerce verilmesini desteklediğim için, bu tür duyuruları hemen önemser ve incelerim.
(daha&helliip;)
İhracat rakamlarındaki yükseliş durdu ve bu kez aşağı yönde hareket görüldü.
Çok da tuhaf bir sonuç değil. Ticaret bu, hep olumlu gelişmeler yaşayacak değiliz ki iyi günümüz de olacak, kötü günümüz de.
Avrupa Birliği (AB) yönüne ihracat rakamlarında radikal düşüşler var.
iyi mi desem, kötü mü desem karar veremiyorum!
Yumurtaları aynı sepete koymamak penceresinden baktığımızda iyi gibi görünüyor. AB’nin ithalatı yüksek ve bizim ürünlerimize alışkın pazar olması penceresinden baktığımızda pek de iyi görünmüyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) alarm zillerini çalma kararı almış olsa gerek, bir mektupla, durumu nasıl iyileştiririz diye İhracatçı Birliklerinin görüşlerini almaya çalışıyor. AB pazarındaki daralmadandır diyenler çoğunlukta. Doğruluk payı oldukça yüksek olan bir yorum da, işin biraz kolayından alarak geçiştirmek gibi oluyor galiba.
(daha&helliip;)
İhracat hayatımın merdiveni kırk yıla yaslanıyor. Ne mutlu bana ki meslek hayatıma başladığım günlerdeki 1.5 milyar dolarlık ihracatımızın neredeyse yüz katına yaklaşmasını keyifle seyrediyorum. Şimdiden doksan katını görebildik. Bir o kadar keyif duyduğum başka bir olay da ürün ve pazar çeşitliliklerinin her geçen gün artış göstermesi.
Bu güzel sonuçların altında neler yatıyor dersek, benim kişisel görüşüm, cebimizdeki dövizden korkmamamızı sağlayan değişiklikler, ihracatçıyı cesaretlendiren ve sanayiciyi ihracata teşvik eden kararlar yatıyor. Türk insanının, yeni şartlara inanılmaz uyum yeteneğini de tüm bunların önüne koymak gerekiyor.
(daha&helliip;)
Çocukluğumda, İskenderun sıcağından kaçmak için çıktığımız Belen Yaylası’nda, rahmetli annemin elime bir sepet vererek komşunun bostanından istediği domates, biber gibi sebzeleri alışım aklıma geliyor. Bostanın sahibi teyze çardağın altında oturmuş sebze ayıklarken ben içeri girip, “Nene, annem domates istiyor” diyerek istediğim izni, “Sen kendi işini göremiyor musun da bana söylüyorsun” diyerek verirdi. Ben de bostanda, biraz iş yaparak, biraz da tam olgunlaşmamış küçük domateslerin suyunu akıtarak yiyerek, hem sebzenin tadını alır, hem doğanın göbeğinde olmanın tadını çıkartır, hem de benden istenileni yapardım. Tahmin edeceğiniz gibi de hâlâ o domatesleri toplarken çıkan, ellerime işleyen ve damağıma yerleşen güzel domates kokusunu hatırlıyorum.
(daha&helliip;)