Markalaşmanın, 500 milyar dolarlık bir ihracat hedefini 12 sene ileriye koyan ülkemiz için olan değer ve önemini işlemeyi istedim bugün. Eksikliğini hissettiğimiz yeterince “markalaşamamaktan” ve bu konuda gelinen noktadan söz etmeye çalışacağım. Üniversite’deki bir öğrencim, şöyle bir soru yöneltti bana geçtiğimiz günlerde : “Hocam, Türkiye’de pek çok Türk markası var artık, ve başarıyla işlerini yürütüyorlar, onlarca mağaza açıyorlar ülkemizde. Ancak neden Türkiye ile sınırlı kalıyorlar, neden yurtdışında da tüm Dünya’nın tanıdığı bir marka olmaya çabalamıyorlar. Bugün engel gibi görünen bir çok şey ortadan kalkmış durumda, özellikle yakın coğrafyada yer alan Avrupa Birliği ile imzalanan Gümrük Birliği anlaşması ile bu ülkelerle gümrük vergisi olmaksızın ticaret yapabiliyoruz. Lojistik sektörü çok gelişti ve artık firmalar imkansız denilen herşeyi yapabiliyor, burada depolanan ürünleri Avrupa’daki veya dünyanın her yerinde yer alan mağazalara dahi doğrudan sevk edebiliyorlar. Ekonomi Bakanlığı’nın sunduğu başta Turquality olmak üzere, yurtdışında pazar araştırma, ofis-mağaza açma, marka desteği gibi destekler de var. Peki neden bunca pozitif gelişmeye rağmen, Türk markaları yurtdışında yeterince yaygınlaşamıyor, neden Dünya markaları yaratamıyor ve bunları geliştiremiyoruz? ” (daha&helliip;)
Lojistik bir ürün için hammaddesinin başlangıç noktasından tüketildiği noktaya kadar olan, adına “tedarik zinciri” dediğimiz sürecin yönetimidir. Bu yönetim, sürecin planlanmasından, yerine getirilmesinden ve iyileştirilmesinden oluşmaktadır. Verilecek hizmetin “Lojistik” olarak adlandırılması için hizmet verilmeden önce sürecin analiz edilmesi, haritasının çıkartılması, analiz edilmesi, çözümlerin önerilmesi, ölçme sisteminin ve kontrol için yazılım alt yapısının kurulması gerekir. Bütün bu çalışmalar yanında; maliyetler, verimlilikler, kapasite planlamaları, hizmet birleştirilmeleri, yeni kapasite artış yatırımları, gerektiğinde ilave depolar, ilave araçlar da değerlendirilmek zorundadır. (daha&helliip;)
Van’daki Depremde Kargo Firmalarının Hassasiyeti
Van’da meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diler, daha fazla can kaybının yaşanmamasını Allah’tan ümit ederim. Ailesini ve yakınlarını kaybedenlere de başsağlığı diliyorum. Millet olarak birlik ve beraberlik içinde olmalıyız. Doğal afetlerin üstesinden ancak bu şekilde gelebiliriz.

Van’daki Depremde Kargo Firmalarının Hassasiyeti
Deprem sonucu evleri yıkılan vatandaşlarımız için yardım malzemelerinin bir an önce bölgeye ulaştırılması gerekiyordu. Sosyal medyanın da büyük etkisi ile kargo firmalarının facebook ve twitter sayfalarına destek çağrıları yapıldı. Onlar da bu sese kulak vererek deprem bölgesine ücretsiz taşımalar yapmaya karar verdiler.
Peki, hangi firmalar ücretsiz kargo taşıma işlemi yapmakta? (daha&helliip;)
Az kaldı Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılını kutlamamıza. Bundan 12 sene sonra nasıl bir Türkiye’de yaşamak durumunda kalacağımızı planlamak zorundayız artık. İlk defa olarak bilenler, bilmeyenler, yetkililer ve yetkisizler; 2023 yılı için hedefler vermekteler.Dünyanın en gelişmiş 10. ekonomisi olacağımız yönünde ümitlerimiz kuvvetli. Hesaplar bunun kişi başı 25.000 dolarlık milli gelire ve 2.1 Trilyon Dolarlık GSM’ya denk geldiğini göstermekte. (daha&helliip;)
Günümüzde ulaştırma sistemlerinin birbirine karşı üstünlüklerinin birbirlerini tamamlayacak şekilde kullanılmasına olanak sağlayan kombine (çoklu) taşımacılık hızla gelişmektedir. Ülkemizde kombine taşımacılık beş farklı şekilde görülmektedir:
1. Demiryolu ile konteyner, ayaklı konteyner taşıması,
2. Denizyolu bağlantılı konteyner taşıması,
3. Ro- Ro taşıması,
4. Feribot taşıması,
5. Ro-La taşıması, (daha&helliip;)
