Daha önce yurt dışında deniz ticaret müşaviri görevlendirildi mi bilmiyorum!
Yıl 1986 ya da 1987 idi. Dönemin Ulaştırma Bakanı da rahmetli Güneş Öngüt. Ulaştırma Bakanlığı o zamanki adıyla IMCO ve UNCTAD nezdinde akredite olmak üzere Deniz Ticaret Müşavirliği sınavı açtı.
Çok katılımlı bir sınav olmuştu. Aklımda doğru kaldıysa katılımcılar 37 kişiydi. Aralarında bendeniz de vardım.
5 Değişik konuda sınandık. Cumhuriyet Gazetesinden bir makalenin İngilizceye, The Times Gazetesinden bir köşe yazısının Türkçeye çevrilmesi, Bir İngilizce kitabın özetinin çıkartılması (précis),Türkçe bir konunun özetinin İngilizce metin haline getirilmesi ve İngilizce mülakat!
Her biri için bir gün ayrılmıştı sınavda. 90 Puan barajı vardı. Bu barajı sadece 96 puan alarak ben aştığım için sınavı ben kazandım.
(daha&helliip;)
Son dönemde yine lojistik kelimesini fazla irdelemeye, içeriğini netleştirmeye ve kimlerin lojistikçi (!) olduğunu anlamaya çabalar hale geldik. Daha önceleri de tartışılan bu konuyu yine öylesine fazla konuşur hale geldik ki; lojistik nedir, kimler lojjistikçidir, lojistik neleri kapsar, yalnızca yurtiçi taşımacılık yapan bir firma lojistikçi sayılır mı, antrepo hizmeti veren bir firma lojistikçi midir, gümrük müşavirliği şirketi lojistik işi mi yapıyor sayılır gibi havada onlarca soru dolaşıyor ve bu çelişkiler de elbette havayı bulutlandırıyor. Özellikle sektörün Güzin ablaları görülen bazı meslekdaşlarıma da benzer soruların sıkça geldiğine eminim. Ben bugün bu konuya biraz farklı bir bakış açısı ile yaklaşmak ve tekrar ele almamak üzere görüşlerimi aktarmak istiyorum.
(daha&helliip;)
Kocaeli Bölgesinin Lojistik Master Planının hazırlanmasında yer alıyorum. Bu çalışma ile ülkemizin lojistik açısından en yoğun, en karmaşık, en zor ve geleceği en karanlık bölgesini inceleme olanağı buldum. Bölgedeki, cesur sanayiciler yıllarca önce, küçük ölçekle başlayan yatırımlarının hammadde gereksinmelerini kara yolu ile karşılamışlar ve ürettikleri ürünleri yurt içine veya kısmen yurt dışına, yine kara taşıma araçları ile sevk etmişler. Zaman içinde ölçekleri büyümüş, Özellikle Dilovası bölgesindeki OSB yapılanması ile artan hammadde taleplerinin ekonomik yoldan karşılanması veya üretimlerinin kolayca ihracatı için; fabrikalar deniz kıyısında kendi iskelelerini oluşturmuşlar. Devletin, özel iskelelere kurum dışında iş yapma yetkisi vermesiyle birlikte, bu iskeleler büyümüş, boyları uzamış, arka alanları dar olanlar deniz doldurarak liman arka sahası elde etmişler ve dışarıya da liman hizmeti vermeye başlamışlar.
Konteyner taşımasının gelişmesi ile birkaç liman konteyner elleçlemeye başlamış, likit elleçleyen limanlar oluşmuş, konvansiyenel kargo veya dökme yük konusunda ihtisaslaşan limanlar ortaya çıkmış. Bu gün için Türkiye sanayisinin büyük bir oranı bu bölgede bulunmakta. Yükler de bu bölgeye gelmekte ve gitmekte.
(daha&helliip;)
Son yıllarda devlet politikalarında büyük oranda bir değişim söz konusu. Şüphesiz bunun en büyük sebebi 3 dönemdir iktidarın tek bir partide olması. Ve bu durum geride bıraktığımız yıllarda Türk dış politikasını daha geniş eksenli ve daha kapsayıcı bir hale getirirken, ülke içinde yapılan bazı değişimler de şüphesiz ülkemizin kaderinde önemli bir rol oynuyor.
Bu değişimlerin en başında gelenlerden biri de yapılan ve hala yapılmaya devam eden ‘özelleştirmeler’. Şöyle bir bakıyorumda özelleştirme adına neleri elden çıkarmadık ki; Türk Telekom’dan Tüpraş’a, Petkim’den Mersin Limanı’na kadar bir çok kurum; devletin işi işletme yönetmek değil diyerek farklı firmalara ve yabancı devletlere verildi. Yapılan bu özelleştirmelerin doğruluğu, getirisi elbette sorgulanabilir ama benim konum; nedense özelleştiremediğimiz ya da en azından serbestleştiremediğimiz demir yolları.
(daha&helliip;)
Avrupa Birliği, taşımanın hava kirlenmesindeki etkisini azaltmayı, üretilen Karbon Monoksit ve Karbon Dioksit ’in salınımını minimize etmeyi planlıyor. Bir yerde Green Lojistik, Çevreci Lojistik adını verdiğimiz bu yeni uygulama, taşıma sırasında havaya salınan egzoz gazının içindeki Karbon Oksitlerinin miktarını azaltmayı hedeflemektedir.
Karbon salınımını azaltmak için daha düşük Karbon salınımlı motorlar geliştirilmekte, daha verimli araçlar kullanılmakta, araç ölçüleri büyütülmektedir. Havaya salınan Karbon gazlarının azaltılmasının bir diğer yolu da deniz, demiryolu taşımasının ton-km olarak yüzdesinin arttırılmasıdır. Yani uzak mesafelere yapılan taşımaların kara yoluyla değil, ton-km başına daha düşük yakıt tüketen gemi ve demiryollarıyla yapılmasıdır. Karayolları kısa mesafede kapıdan kapıya taşıma yaptığımız bir sistem iken; uzaklığı 300 km’yi aşan mesafelerde yükleme noktasından istasyona veya limana kadar kara yoluyla taşıma yapılması, limandan, istasyondan indirme adresine kadar yine kara yolu ile taşınması gerekmektedir. Bu yolla hem maliyetler düşecektir, hem de hava kirliliği azaltılacaktır.
(daha&helliip;)