Eskiden duyduğum bir deyiş ara sıra kulağımda yeniden çınlar, “Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?” Aslında okuyan ve bir zamanlar (internet yokken) gözlerinde harfler dolaşan birisi olarak, çok okumanın getirdiklerini çok iyi biliyorum. Ancak özellikle ihracat işine girip 50’nin üzerinde ülkeye sadece iş seyahati yapınca, çok gezen mi bilir ifadesinin de ne kadar önemli olduğunu öğrendim.
Akdeniz kıyılarında geçen çocukluğumuz sırasında denizden çıktığımızda, su hortumu içerisinde ısınıp kalan sıcak suyu hangimizin kullanacağı konusu epey tartışma yaratmıştır. Şimdi ise her evin çatısında gördüğümüz, güneşten su ısıtan sistemlerin nasıl daha estetik olabileceğini tartışıyoruz. Ayrıca o yerlerde kışın hava pek de soğuk olmadığı için, neden güneşle ısınan suların ev ısıtmasında kullanılmadığını ve ayrıca ev ısıtması için neden sistem geliştirilmediğini merak eder dururuz. Belki böyle sistemler vardır amma ya pazarlaması iyi yapılmıyor ya da fiyatı pahalı ve talep bulmadığı için bizler de duyamıyoruz.
(daha&helliip;)
TUSKON önderliğinde yaklaşık 90 Türk şirketi, Nijerya’nın Lagos kentinde düzenlenen bir fuara katılmış. Fuar ECOWAS diye adlandırılıyor. Nijerya, az çok iş insanlarımızın yanısıra, sıradan vatandaşlarımızın da bildiği bir ülke. İş insanlarımızın hafızalarında, bu ülkeden milyonlarca dolarlık servetlerin transferleri için gelen e-posta mesajları hala sıcaklığını koruyor. Malesef bu tür sahtekarlıklar bu ülkenin adı ile anılıp, gerçek iş potansiyelini gölgeliyorlar. 2011 yılındaki bir sohbetimizde ECOWAS ile birlikte diğer bölgesel Afrika birliklerine de değinmiştim.
(daha&helliip;)
“Arap Baharı” sohbetimizin konusuydu. Birkaç eski dost hem hasret giderip hem de fikirlerimizi tokuşturuyorduk. Arap Baharı denilen olayların tahmin edilebilip edilemeyeceği konusu masaya düştü. Çoğunluk tahmin edilemez dediyse de ben bu görüşe biraz muhalefet ettim.
İki yıl önce bu sütunlarda yayınlanan sohbetimizin başlığı şöyle idi; “Risk… Yönetelim mi, kaçalım mı?” konusu da, geleceğe yönelik tahminlerde bulunmak ve oluşabilecek riskleri yönetmek için farklı seçenekler geliştirmekti. O yazıda başrollerinden birinde Robert Redford’un oynadığı “Akbabanın Üç Günü” filmini hatırlatmış ve şöyle demiştim; “filmde Amerikan haber alma teşkilatının örtülü bir bürosunda, dünyada yayınlanmış bütün kitap ve dergiler okunup “Açık Kaynak İstihbaratı” yapılmakta. Yani dünyada yayınlanmış tüm roman, dergi ve gazeteler ayrım yapılmaksızın okunmakta, taranmakta ve bunların içinde gizli anlamlar, mesajlar ve olağan dışı fikirler aranmaktadır,” diye devam ediyorduk.
(daha&helliip;)
Zonguldak iş dünyası ile tanışmamız iki yıl kadar öncesine yaslanıyor. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından organize edilen ve Akbank tarafından sponsorluğu yapılan “İhracat Okulu” panellerinden birinin moderatörlüğünü yapmak üzere gittiğimizde Zonguldak iş dünyasını tanımıştım. Tipik bir Karadeniz kenti sıkıntısı olan toprak eksikliğini, tüm Karadeniz kıyılarında olduğu gibi, tepelere tırmanarak gidermeleri de yöre insanın çözümde sınır tanımayışının bir simgesi olsa gerek diye düşünmüştüm.
(daha&helliip;)
Geçtiğimiz hafta, Zonguldak / ZONİAD tarafından organize edilen çalışma dizisini bitirdik. Neden ihracat yapmak gerektiği ile başlayıp, strateji kurmakla devam edip, hedef pazar araştırmaları ve değerlendirmeleri ile bitirdik. Her zaman olduğu gibi, konuların içerisine serpiştirilen örnekler gerek kendi tecrübelerimizden, gerekse ihracatçı dostlarımızdan derlediğimiz örnekler olduğu için, katılımcı dostlarımıza çok ilginç gelmişlerdi. Katılımcı dostlarımızdan birisi, ihracatın bu kadar keyifli ve heyecan verici bir iş olduğunu öğrenmekten duyduğu memnuniyeti belirtirken, karşılaşılabilecek ani değişikliklere doğru tepki verebilmek için, doğru bilgi ile hareket etmenin önemini bir kere daha anladığını belirtmişti. Şehirlerarası yolda giderken girdiğim keskin bir dönemeçte, uyarı levhasındaki hızda olmama karşın, yağış nedeniyle arabamın kayması sonucu gösterdiğim tepki ve aldığım olumlu sonuç, bana yine geçen hafta yaptığımız, ralli sürüşü ve kriz yönetimi benzeşmesi sohbetini anımsattı.
(daha&helliip;)