Yurtdışı pazarlama konusunda sohbet ettiğimiz dostlarımızla, değişik fikirleri tartışırken yeni fikirlerini doğduğunu ve daha da önemlisi bazı kalıplaşmış fikirlerin tahtının sallandığını görmek hoş oluyor.
Bir süre önce, ihracatını artırmak ve tesadüfen de olsa girdiği pazarlarda kalıcılığı sağlamak isteyen bir KOBİ sahibi ve yöneticisi dostumuzla sohbet ediyorduk. Başlamış olduğu ihracat çalışmalarının, kendisine gelip talepte bulunan müşterilerle pek de sağlam bir zeminde olamayacağını söylüyordu. Çok haklı bir endişe olan bu düşüncesini destekleyerek çözüm olarak neleri düşündüğünü sorduk. Yurtdışından gelerek kendisini bulanların yaptığının tersini yaparak, kendisinin yurtdışındaki müşterilere nasıl erişebileceğinin arayışı içerisinde olduğunu ancak bunu da şekillendirmenin de pek kolay olmayacağını gördüğünü söyledi.
(daha&helliip;)
Sohbetimize katılan dostlarımız, ara sıra devletin ihracata vermeye çalıştığı desteklere değindiğimizi hatırlayacaklardır. İfade olarak “vermeye çalıştığı” şeklinde bir cümle kullandım ki bunu bilerek ve olayları vurgulamak için yaptım.
İhracata başladığımız ilk yıllardaki vergi iadesi çizelgelerinde bulunan ve ürüne göre değişiklik göstererek yüzde 45 seviyelerine varan destek programlarından bugüne, ihracata verilen destek köprülerinin altından epey su geçti. Bir sürü değişiklikler yapıldı ve yapılmaya da devam edilecek. İyileştirmeler yapılıyor, bürokrasi azaltılmaya ve suistimaller engellenmeye çalışılıyor. Amma velakin ödemelerdeki gecikmelerin önü bir türlü alınamıyor. Yanlış veya eksik dosya verilmesinin dışında, bürokratik çarkların yavaş işlemesi, dosya incelemesi yapanların yeterli sayıda olmayışı ve olanların da (haklı olarak) risk almamak için işi ince ayrıntılarına bakarak dosyaları değerlendirmesi işi ister istemez geciktiriyor. Anadolu sanayici ve tüccarları ile çeşitli vesilelerle yaptığımız sohbetlerde bize yöneltilen eleştiriler aşağı yukarı aynı ifadeler kullanılarak yapılıyor. “Beyefendi siz devlet desteklerini öyle güzel sunuyorsunuz ki duyanlar bunları ballı börek zannedecek. Biraz da bu destekler, başvurumuzdan ne kadar bir süre sonra elimize geçecek, ondan bahsedin” diyorlar.
(daha&helliip;)
Çok sevdiğim ve ara sıra anlattığım bir fıkrayı sizlere aktarmak istiyorum. Fırtınalı bir denizde ilerleyen savaş gemisinin komuta mürettebatı, ileride bir ışık fark etmiş ve hemen ışıkla mesaj vererek önlerinde olduğunu düşündükleri geminin rotasını, sancak tarafına 3 derece çevirmesini istemişler. Ancak karşıdan yine ışıkla gelen cevap da siz rotanızı 3 derece iskele tarafına (tam aksi yöne) çevirin dermiş. Bu cevaba içerleyen komutan, hemen kendilerinin bu manevrayı yapmayacağını ancak karşıdakinin rotalarından 3 derece sancak tarafına geçmesi gerektiğini ısrarla bildirmiş. Karşıdan gelen cevap çok basit ve sade. “Siz rotanızı 3 derece iskele tarafına çeviriniz” şeklinde olmuş. Buna kızan komutan “Burası büyük bir savaş gemisi, siz rotamızdan çekilmezseniz size ateş edebiliriz” diye bir uyarı göndermiş. Karşıdan gelen cevap yine kısa ve öz. “Burası filanca deniz feneri, siz rotanızı değiştirmezseniz karaya oturabilirsiniz” olmuş.
(daha&helliip;)
Hay Allah sizden razı olsun Sayın Zafer Çağlayan…
Sohbetimize katılan dostlarımız da lütfen Şefik Bey Ekonomi Bakanına yağ çekiyor demeden bu sohbeti okusun ve kararlarını ondan sonra versinler.
Ekonomi Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisince (TİM) Sapanca’da düzenlenen “2023 Hedefi Yolunda Türkiye Markası Çalıştayında” konuşan Çağlayan, 2023’te muasır medeniyetler seviyesine gelmek istediklerini anlatmış. Çağlayan, muasırlık ve milliyetçilik anlayışının kişi başı milli geliri artan, Avrupa’nın master kriterlerine uygun ve ekonomisi güçlü Türkiye olduğunu dile getirerek, “Böyle bir ortamda mevcut sistemler, bizi 2023’e götürmez. Gelebileceğimiz yere kadar geldik. Buraya kadar geldik. Bundan sonra artık yeni bir modelle yol gitmemiz gerekiyor. Yeni bir anlayışla gitmemiz lazım” ifadesini kullanmış.
(daha&helliip;)
Geçen haftaki sohbetimizin başlığı, “Havadan para kazanmak ve ihracat yapmak” birçok dostumuzun dikkatini çekmiş olsa ki arayıp görüş bildirenler ve diğer alternatif enerji sistemlerinden bahsedenler oldu. Doğal olarak güneş enerjisi de bunların önde gideni oldu. Hatay/İskenderun kökenli ve oranın doğasına ve havasına bağımlı birisi olarak, yılın neredeyse her gününde ışıyan güneşe ilgi duymamak mümkün değil.
Sohbetimize konu aramak için haberleri tararken, gazeteniz DÜNYA’nın dünkü sayısının son sayfasında gördüğüm bir haber çok ilgimi çekti. Haberde “Nevşehirli bilgisayar mühendisi Hakan Kır, uzun süre üzerinde çalışarak geliştirdiği bir aparat sayesinde, klimaları güneş enerjisi ile çalıştırarak elektrik giderinden tasarruf sağlıyor” deniliyordu. Merak edip araştırdım ve Doğuş Güneş Enerji Sistemleri Genel Müdürü Sayın Hakan Kır ile ilginç bir telefon sohbeti yaptım. Başka bir ürünleri ile GESİAD 2012 inovasyon ödülünü aldıklarını ve Ar-Ge çalışmalarının hızla devam ettiğini öğrendim.
(daha&helliip;)