C, E ve F grubu teslim şekillerinden sonra geriye kalan D grubu teslim şekillerini bu makalemizde inceleyelim. Yalnız D grubu teslim şekillerine geçmeden önce ufak bir hatırlatmada fayda olduğunu düşünmekteyim. Biliyorsunuz ki teslim şekilleri 2010 yılında güncellendi. Yeni oluşturulan teslim şekillerinde en büyük değişikliğe uğrayan teslim şekilleride D grubu oldu. 2010 teslim şekilleri ile birlikte DAF, DES, DDU, ve DEQ teslim şekilleri kullanımdan kaldırılıp, onların yerine DAT ve DAP teslim şekilleri getirildi. Ayrıca bu iki teslim şeklinin yanında eski teslim şekillerinden kalma DDP’i de eklemekte fayda var. Şimdi sırası ile bu teslim şekillerini inceleyelim.
(daha&helliip;)
Sohbetimize katılan dostlarımız hatırlayacaktır, birkaç yıl önce “Fuar öldü, yaşasın internet” başlığı altında bir sohbet yazmıştık. O sohbetimizde şu ifadeleri kullanmıştık; “Benim sitem var, müşteriler ziyaret ediyor, işim de fena değil diyorsanız, orada bir nefeslenip düşünmenizde fayda vardır. Müşterinizle, ürününüzün yanında karşı karşıya oturup sohbet ettiğiniz ve onun ihtiyaçlarını anlamaya çalışıp, ürününüzün o yönünü ortaya çıkartacak bir ifade ile onu ikna etmeye çalıştığınızı düşünün.
İnternetteki fotoğraf ve metinler mi daha başarılı olacaktır yoksa müşteri ile yan yana olan siz mi?”
Bu yazıyı okurken, interneti yadsımadığımızı vurgulayıp, aksine internetin önemini de açıkladığımız 01.06.2012 tarihli ve “Fuar öldü, yaşasın internet” başlıklı yazımıza arşivlerden bakmanızı salık veririm. Durup dururken neden bu konuyu yeniden gündeme getiriyoruz derseniz, “Geçen hafta ziyaret ettiğimiz bir fuar bunu tetikledi” diyebilirim. Geçen yıl, stant açarak katıldığımız bir fuar ile aynı konudaki başka bir fuarı ziyaret etmeye karar verdik. Birlikte çalıştığımız yakın bir arkadaşım ile birlikte, beş günlük fuarın ilk ve son gününü ihmal ederek ortadaki üç günü fuarı dolaşmaya ayıralım dedik. Hani hep derler ya “Sebebi ziyaretimiz” daha önce temas kurduğumuz, bazıları bu fuarda stant açan ve bazıları da fuarı ziyaret edecek olan potansiyel müşteriler ile yüz yüze görüşmekti.
(daha&helliip;)
Bir milyarlık nüfusa, 54 ülkeye ve yaklaşık 2 trilyon dolarlık gayri safi milli hasılaya sahip Afrika Kıtası, Türk yatırımcılarının yeni gözdesi. Dünya petrol ihtiyacının yaklaşık %15’ini karşılayacak kadar kaynağa sahip olması, petrol dışında doğal gaz, demir, altın, kömür gibi kaynaklar ve mineraller bakımından zenginliği, yatırım alanlarının fazlalığı ve kıtada yer alan devletlerin yabancı yatırımcılara ülkelerinde yatırım yapmaları için olanak sağlamaları ve en önemlisi de Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz nedeniyle Avrupa pazarlarındaki daralma Türk iş dünyasının rotasını, önemli bir hacim ve gelecek vaat eden bu coğrafyaya çevirmesine neden oldu.
(daha&helliip;)
Uluslararası ticaret konusunda çalışan dostlarımızın en çok sıkıntı çektikleri konu, kaç yabancı dil bilirlerse bilsinler muhataplarının, kendi bildiği dillerden birini konuşmamasıdır. Öte yandan, ihracat piyasasına açılmak isteyen veya tesadüf eseri de olsa, yurtdışından gelen yabancı alıcıya ürün satan KOBİ yönetici veya sahiplerinin, genellikle sıkıntı çektiği nokta da bir yabancı dili yeterince veya hiç bilmemektir.
Yurt içerisinde bulundukları sırada, bu eksiklik şu veya bu şekilde kapatılabilmekte ve yabancı dil desteği alma imkanı bulunabilmektedir. İşler yurtdışında biraz daha karmaşık bir hal almaya başlıyor. Hele küresel çapta geçerli olduğunu düşündüğümüz İngilizce bilsek bile bu dilin de işe yaramadığı ortamlarda bu problem iki kere rafine hale gelip, biraz da eziyet boyutuna geçiyor. Pek doğaldır ki ihracat yapmak istediğimiz her piyasaya hitap edebilecek sayıda ve yeterli düzeyde yabancı dil bilen eleman çalıştırmak, çoğumuzun olanaklarının sınırlarını bir hayli aşacaktır. Hele bunların hepsinin, bir de ihracatı bilmeleri gerektiğini düşünürsek, sinirlerimizi de zorlayacağı aşikârdır.
(daha&helliip;)
Çok az fark vardır…
Kısa ve öz bir cevap olduğu ve açıklama gerektiği çok açık.
Çok az fark vardır deyişimizin arkasında, ihracat için yapılması gereken birçok işlemin, nerdeyse aynısın iç piyasa için de yapılması gerektiğidir. İhracatta pek mesafe almamış bazı dostlarımız bunu farklı düşünseler de iç piyasada yaptıkları birçok işin, sadece farklı ortamlarda olduğunu fark etmeleri çok uzun zaman almıyor. Ancak bazen bu olguya değişik bakış açısından bakıp, ihracata tedirginlikle yaklaşan, olayları gözünde büyüten veya daha kötüsü hafife alanlar da olmuyor değil.
(daha&helliip;)