Üretici ihracatçı bir dostumuzla yaptığımız sohbet, biraz eski yıllara yönelmiş ve karşılıklı hatıralarımızı dillendiriyorduk. Arkadaşımızın hatırladığı bir görüşme hakkında yaptığı yorum beni oldukça etkiledi. Yılar önce kendisini ziyarete gelecek olan yabancı alıcılarla yapacağı bir görüşme için benden destek isteyerek, birlikte olmamızı rica etmişti. Geçenlerde yaptığımız bu sohbette, o zaman ziyarete gelen, biri kadın diğeri erkek iki kişinin, gerek davranış ve gerekse giyim kuşamlarını hatırlayarak ve daha da önemlisi, birkaç kelime Türkçe ifade ile sohbet ortamını sıcak bir hale getirmelerini güzel bir anı olarak anlattı. Özellikle de ilk karşılaşmada yaratılan etkinin ne kadar önemli olduğunu ve bu kişilerin bunca yıl sonra, diğer ziyaretçilerden farklı olarak hatırlanmasında öne çıkan detayların önemini konuştuk.
(daha&helliip;)
Merhaba Arkadaşlar,
İş yoğunluğumdan dolayı uzun süre sizlere yeni yazılar sunamadım. Sizden uzun süre ayrı kalmamın vermiş olduğu özlem ile teslim şekillerini anlatmaya devam edeceğim. Bildiğiniz üzere daha önce EXW teslim şeklini ve F Grubu teslim şekillerini sizlerle paylaşmıştım. Şimdi ise sırada en çok kullanılan C grubu teslim şekilleri var. Makalemize başlamadan önce C Grubu teslim şekillerinin kısaltmalarına ve anlamlarına bir göz atalım.
CFR (Cost and Freight – Alıcının ülkesinde adı belirtilen boşaltma limanına kadar navlun ödenmiş olarak teslim)
CPT (CPT teslim şekli Dış Ticaret Uzmanı Hakan AKIN hocamızın belirtmesi ile FCA teslim şeklinin, navlunun ihracatçı tarafından ödenmiş olarak teslim şeklidir)
CIF (Cost, Insurance and Freight – İthalatçının ülkesinde adı belirtilen varış limanında navlun ve sigorta değerinin ihracatçı tarafından ödenmiş olarak teslim edilmesi şeklidir)
CIP (Carriage and Insurance Paid To – İthalatçının ülkesinde belirlenen noktaya kadar sigorta ve navlunun satıcı tarafından yani ihracatçı tarafından ödenmiş olmasını belirten bir teslim şeklidir)
(daha&helliip;)
İhracata bakış açısını etkileyen ve özellikle KOBİ boyutundaki birçok işletmenin “İhracat bizim boyumuzu aşar” endişesi ile hareket etmesine neden olan unsurlardan birisi de “Ödeme almama endişesi.”
Geçtiğimiz günlerde yaptığımız ihracat eğitimlerinden birinde, katılımcı dostlarımızdan birisinin aktardığı olay, hem bu konudaki endişelerin işletmelerin ihracata yönelmesini nasıl etkilediğini hem de bilgi eksikliğinin kendilerini nasıl zarara uğratabileceğini vurguluyordu. Arkadaşımız gıda maddesi ihraç etmiş, ancak varış ülkesinde karşılaştığı sorunlar nedeniyle alıcısından tahsilat yapamamış ve kendisini üzecek bir miktarda para kaybına uğramış. Uzun uğraşlar sonrasında bu ihraç malını başka bir şekilde değerlendirip, kaybettiği paranın bir kısmını geri alabilme olanağı bulmuş. Şimdi de ihracata biraz endişe ile bakarak “Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer” deyişine uygun bir şekilde, “İhracatın detayına bir inelim de sonra yeniden başlar mıyız ona bakalım” diye eğitime katılmıştı.
(daha&helliip;)
Yılbaşı kutlaması için telefon eden arkadaşımızla hal hatır sohbetini bitirip “Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali ” mevzusuna girecektik ki “İşler ne alemde arkadaş” diye sordum. Derler ya “Bir dokun bin ah işit” diye, ona benzer bir durum ortaya çıktı.
Bu arkadaşımız ihracata çok merak sarıp, yurtdışı piyasalara girmek için bir hayli iyi niyetli çaba göstermişti. Kendi yabancı dili yeterli olmadığından, ihracatı biraz bilen ve yeterli seviyede yabancı dil bilgisi olan bir eleman da istihdam etmişti. Derdi çok keskindi zira tam çabalarının meyvelerini toplayacak bir duruma gelmişken, ihracata bakan arkadaş yüksek lisans yapmak üzere, yurtdışındaki bir üniversiteye gitme kararı almış ve bu konuda okuldan kabul de getirmişti.
(daha&helliip;)
İhracatımız yükseldi ve 152 milyar ABD dolarına dayandı.
Geçen 2011 yılına ait 135 milyar ABD dolarına kıyasla oldukça iyi bir yere vardığımız söylenebilir. Bu konuda, (07 Ocak 2013 Pazartesi) gazetemizde yayınlanan, arkadaşımız Alaattin Aktaş “…ihracat artışının nedenine hiç değinilmeden çok büyük bir başarı sağlanmış edasıyla hareket edilmesi tuhaf oluyor.” diye bir yorum yaparak yazısını şekillendirmiş ve İran’a yapılan altın satışlarının ihracat üzerindeki etkilerini konu alan bir analiz yapmış. Arkadaşımızın hesaplarına göre 2001 ile 2011 yılları arasındaki ortalama altın ihracatı yıllık 1.2 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiş. Ancak bu rakam 2012 yılında İran doğalgazı karşılığı olarak ihraç edildiği şeklinde yorumlanan miktar nedeniyle 13 milyar ABD doları gibi bir rakama erişmiş bulunuyor. Arkadaşımız da “…ihracat, 10-11 milyar dolarlık ekstra altın ihracatı sayesinde bu düzeyde. İşte o ekstra altın düşüldüğünde ihracat 142-143 milyar dolarda kalacaktı.” diye yorum yapmış. Doğru söze ne denir?
(daha&helliip;)