İhracat yapsın yapmasın birçok KOBİ sahibi ve yöneticisi dostumuz yeni pazarlar bulmak için ayağa kalktıklarında akıllarına ilk takılan soru “Nasıl yapsak da hata yapmasak” oluyor.Sohbetlerimizin ana konusu, bu işin inceliklerini nasıl kavrarız oluyor. Burada vereceğim cevaba, yıllar önce çocuklarımın seyrettiği bir programdan alıntı yaparak sözlerime “Bilginin Gücü Adına” diye başlamak istiyorum.
“Bilgi” diye başlıyorum çünkü bilginin gücünün insanlara birçok şeyi yapma yeterliliğini verebileceğini düşünüyorum. Uluslararası ticaret konusu da o kadar geniş ve o kadar detaylı ki bilgi sahibi olduğunuzu düşündüğünüz konularda bile her an yeni bir şeyler ile karşılaşmak mümkün olabiliyor. Uluslararası ticarette,üretim noktasından başlayarak, malların alıcının deposuna inmesine geçene kadarki süre içerisinde yapılan uygulamaların ve bu uygulamalara katılan tarafların çeşitliliğini derinlemesine düşündüğümüzde “Vay be…” dememek mümkün değil. Bu nedenledir ki ihracata başlıyor da olsanız, yapıyor da olsanız bilginizi sürekli güncellemenizi salık veririm.
(daha&helliip;)
Şirketlerde, nakliyat sigortalarının satınalması da genellikle lojistik departmanlarının sorumluluğunda olur. Peki, bir nakliyat sigorta poliçesi düzenletirken nelere dikkat etmek lazım?
Bunu aşağıdaki gibi 2 şekilde özetlemek mümkün olabilir.
1) Sigortanın Kapsamı
2) Poliçenin Muafiyeti
Sigortanın kapsamı; Geniş, dar ve tam ziya olarak özetlenir. Dar kapsamda malzeme sadece araç üzerinde seyir halindeyken oluşabilecek hasarlardan sigorta şirketi sorumlu olur. Hâlbuki bir nakliyede en büyük risk, yükleme, boşaltma ve aktarma esnasındadır. Yani tüm bu riskleri gözeten geniş kapsamlı bir teminat önemli olabilir. Tabi burada ödenecek prim daha yüksektir ve bunun karşılaştırmasını sigortalı firma iyi yapmalıdır. Ama mal bedeli yüksek bir emtea için multimodal, yani çoklu bir taşıma modeli kullanılacaksa kesinlikle geniş kapsamlı bir poliçe tercih edilmelidir.
(daha&helliip;)
Güzel Türkçemizde sabretmekle ilgili oldukça çarpıcı ve öğretici deyişler vardır. Bazılarını hatırlayalım; “Sabreden derviş muradına ermiş, sabrın sonu selamettir, sabırla koruk helva, dut yaprağı atlas olur, sabır acıdır, meyvesi tatlıdır” gibi sözler, sabırlı olmanın olumlu sonuçlara götüreceğini vurgular. Bunun aksini vurgulamak isteyenler de biraz eğlenceli ve alaycı bir tavırla tersini vurgulayan “Sabreden derviş sıkıntıdan gebermiş” türünden deyişler uydurmaya çalışmışlardır.
İhracat yapan ve yapmaya çalışan dostlarımızla bir araya geldiğimiz ortamlarda bazen, ben de biraz şakacı bir tavırla “İhracatın tek bir anahtarı vardır onu bulup kullanabilirseniz, mutlaka ihracat yaparsınız” diyerek ortamı sıcak bir kıvama getirmeye çalışırım. Çok doğaldır ki neredeyse birlikte olduğumuz kişilerin sayısına yakın bir sayıda görüş ortaya çıkar. Biraz tartışma ortamına fırsat tanıdıktan sonra, bu anahtarın “SABIR” olduğunu söylediğimizde ise bize yöneltilen eleştiri oklarının ucundaki “Biz hep teknik bir şeyler düşünmüştük, oysaki siz işin felsefesine vurgu yapıyorsunuz” olmaktadır.
(daha&helliip;)
Bildiginiz üzere incoterms 2010 ile dış ticarette teslim şekilleri son durumuna ulaşmıştır.Fakat çokça lojistik uzmanı veya yöneticisinin kafasında bu tanımların hala netleşmediğine şahit olmaktayım.Bu yazıda en çok tartışma konusunu olan iki tanesinden bahsedeceğim.
Biri EX WORKS; Satıcının adresinden veya deposundan teslim anlamına gelen bu teslim şeklinde nakliye sorumluluğunun yanında çıkış ülkesinde yükleme ve gümrükleme de ithalatçıya aittir. Ama pratikte süreç şöyle işler; Türk ithalatçı, anlaştığı nakliyecinin aracını firmaya gönderir ve satıcıdan malı araca yüklemesini bekler. Fakat ihracatçıdan şu yönde bir cevap alması sıkça karşılaşılan bir durumdur; “Benim anlaşmam fabrika veya depo teslim. Dolayısıyla bu malzemeleri vinç tutup araca yüklemek sizin sorumluluğunuzdadır”.
(daha&helliip;)
Epey bir süre önce basında yer alan ve Ekonomi Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılan bir açıklamaya göre, 3 yıl üst üste ihracat yapan firma sayısı 14 ila 15 bin firma arasında bir yerlerde bulunuyordu. O zamanlarda ihracat yapan firma sayısı da 50 bin civarlarında idi. Sonuçta yaklaşık olarak, ihracat yapan her 10 firmadan ancak 3 tanesi üst üste 3 yıl ihracat piyasasında kalabiliyor ve geriye kalan 7 firma ihracat piyasasından çıkıyordu. Şimdi bu rakamlarda biraz farklılaşma olabilse de yüzdelerde çok fazla değişiklik olduğunu tahmin etmiyoruz.
(daha&helliip;)
