Alın size yeni bir kavram, alın size yeni bir meslek, alın size yeni bir unvan. Yok yok, bu unvanı ben bulmadım, Yükseköğretim Yürütme Kurulu’nun 26.07.2012 tarihli toplantısında Lojistik Yönetimi, Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık ile Ulaştırma ve Lojistik Bölümü mezunlarına “Lojistisyen” denilmesi kararlaştırıldı ve artık bu eğitimleri alan gençler bir unvana sahip oldular.
Malum, üniversitelerin kayıt dönemi ve yine bir çok kişi, lojistik bölümlerini yazmakla yazmamak arasında kalmış olmalı ki, çok sayıda telefon ve e-posta aldım bu konu hakkında. Lojistik bölümünden mezun olunca ne olunuyor tam olarak, iş bulma imkanı var mı, hatta, bir meslek sahibi olmuş sayılırlar mı çocuklarımız diye soranlar dahi var. Ben de özellikle bu yıl, gönül rahatlığı ile bu soruyu soranlara, evet bir meslek sahibi oluyorlar, onlar birer lojistisyen olacaklar diyorum. Yüzüme nasıl baktıklarını ise hiç söylemeyeyim. Şaşkınlık içinde kalanlar olduğu gibi, espri yaptığımı düşünenlerin sayısı da bir hayli fazla. Aslında biz de ilk duyduğumuzda bunun bir espriden ibaret olduğunu sanmıştık, ama sonra, bir Kamu Kuruluşu’nun açıklaması olduğunu öğrenince kelimenin anlamını irdelemeye, kabullenmeye ve algımızı yükseltmeye çalıştık. Biz diye hitap ediyorum, çünkü sektörde yer alan ve konudan haberdar olan neredeyse herkesin aynı şeyleri düşündüğüne eminim.
(daha&helliip;)
Tahminin o ki, yazının başlığı aslında sizleri çok da şaşırtmadı; Bundan daha doğal ne olabilir ki; önemli bir gün 30 Ağustos ve elbette bu önemli güne sahip olan ülkemiz Türkiye. Ve yine biliyorum ki, dünyada böylesine önemli bir zaferi kazanmış ve bunu coşkuyla kutlamaya layık tek topluluk da biziz. Peki ya öyle mi oluyor gerçekten, yani böylesine önemli bir günü, olması gerektiği gibi coşku ile kutlamak mümkün olabiliyor mu? Son dönemlerde şüphesiz hepimiz yakın komşularımızda olan biten savaşlarla, ve yine her zaman olduğu gibi ekonomiyle yatar ekonomiyle kalkar olduk ve fazlasıyla bu konuları tartışır hale geldik. Gündem her zamanki gibi dolu, hele daha Eylül’e bir ayak basalım, siz asıl o zaman görün gündemi. Dolayısı ile aslında dünden bugüne değişen çok da bir şey yok, hep dertlerimiz ile tasalarımız ile haşır neşiriz; ama çocuklarımıza, torunlarımıza bu ve ülkemiz için önem taşıyan tüm birbirinden önemli günleri anlatmalı ve öğrenmelerini sağlamalıyız.
(daha&helliip;)
19 Mayıs 1919’da başlayan Kurtuluş ve İstiklal mücadelesi, şanlı ve şerefli Türk ordusunun 26 Ağustos 1922’de başlattığı Büyük taarruz sonrası 30 Ağustos’ta nihai zaferle sonuçlandı.
Balkan, Hicaz, Çanakkale, Kuzey Afrika cephelerinde savaşan Türk ordusu gücünü kaybetmiş ve Türk milleti halkını fakir düşmüştü.
XIII. Kolordu Komutanı Ali İhsan Paşa’nın 16.07.1916 tarihli telgrafında “kıtaatım açtır… ” ve Alman Dışişleri arşivindeki 10.12.1921 tarihli raporda “Türk Ordusu, yorgun, silah ve ikmalleri iyi değil” yazılı olmasına karşın, tarihte bir örneği olmayan ve belki de olmayacak bir zafer kazanılmıştır.
(daha&helliip;)
Ligler, başladı. Artık, futbol konuşacağız.
… Ama! Simon Kuper’in dediği gibi “Futbol Asla Sadece Futbol Değildir“.
Futbol ve lojistik!
Futbolda; top, savunmadan orta sahaya gelir; orta saha, topu forvete aktarır ve forvet, rakip kaleye gol atmaya çalışır.
Orta saha, futbolun dağıtım merkezi veya depodur. Orta saha oyuncuları, dağıtım merkezinin yöneticileri ve çalışanlarıdır. Orta saha, savunmadan (kaleci, stopper, libero) gelen toplarla beslenir ve orta saha oyuncuları da gelen topları ya çok fazla ayağında tutmadan hemen ya da orta sahada bir-iki pas yaparak ileriye çıkarır ve forvete pasını verir. Lojistikte olduğu gibi ürünler; fabrikadan, dağıtım merkezine nakledilir ve daha sonra ya cross docking gibi bekletilmeden ya da bir süre bekletildikten sonra satış veya tüketim noktalarına dağıtılırlar.
(daha&helliip;)
Bir bayram lojistiği kavramı yoktu hayatımızda, ha işte o da oldu sonunda derseniz, hiç şaşırmam. Aslında yazının başlığı espri gibi algılansa da hiç de öyle değil, yani gerçekten de bayram lojistiği diye bir deyim kullanmak bence yerinde olur. Bayram döneminin, özellikle perakende sektörü için ne denli önemli, ne denli yoğun olduğunu düşündüğümüzde, bayram lojistiğinden ne anlamamız gerektiği de zannederim ortaya çıkmış oluyor. Bayram döneminin en önemli oyuncusu da işte bu sebepten ötürü, kargo ve dağıtım sektörü olarak lojistik içerisinde yerini almakta. Perakendeciler haklı olarak, bir yandan, bayram öncesi alışveriş yoğunluğundan maksimum düzeyde fayda sağlamaya çalışırlarken, bir yandan da var olan alışkanlıklarını çok da değiştirmeden minimum stokla ürünleri depolayıp, satışı destekler bazda mağazalarına mal pompalamayı ve böylelikle stok maliyetine de katlanmamayı hedefleyince, ortaya önemli bir gerilim filmi çıkıyor. (daha&helliip;)