Bu satırlara başlayalı beri geçen zaman yedi yıla geldi yaslandı.
Başlangıçta, ihracatçı dostlarımıza sohbet ortamında bazı teknik bilgileri aktarma, tecrübeleri paylaşma ve uygulamalardaki ince noktalarla yenilikleri tartışma amacımız vardı. Bu amaçlarımız halâ var.
Sohbetlerin sayısı arttıkça, ara sıra dış ticaret erbabı dostlarımızın yakınmalarına da sohbetimizde yer vermek devreye girdi. Dış Ticaret konularının zenginliği bize haftalık sohbetlerimizin konusunu çok da fazla düşündürmüyor. Memleketin istikbali ihracatta olduğu sürece, bize konu sıkıntısı olmayacak demektir.
(daha&helliip;)
İhracat işlemlerinin sağlıklı bilgilere dayandırılması gerektiğini her daim vurguluyoruz. Kulaktan dolma bilgilerle yapılan işlemlerin, ağızdan dolma tüfek gibi, saçmalamayla sonuçlanmasının da kaçınılmaz olduğunu vurgulamak isteriz. Sohbetimize katılan dostlarımızın hatırlayacağı üzere, işler yolunda gittiği sürece kimse hiçbir şey sormaz. Maalesef, işler sarpa sardığında soru soranlarla hesap soranlar birbirine karışır. Bu nedenle riskini en düşük seviyede tutmak isteyen ihracatçılarımızın aradığı teslim şekline biraz ışık tutma gayreti içerisindeyiz.
(daha&helliip;)
Günlük haberleri gözden geçirirken, dünkü (17 Aralık 2012) gazetemizde yer alan, Deri Konfeksiyon Sanayicileri Derneği Başkanı Sayın Mehmet Dinç’in bir beyanatına rastladım. Sayın Dinç, ” Ruslar mağazaların camına ‘Deriler Türk malı’ yazıyor” diye beyanat vermiş.
Bu haberi okuduğum zaman, geçmiş yıllarda yine o vitrinlerde yer almış olan ” Burada Türk Malı Satılmaz” ibarelerinden bu yana geldiğimiz yolu düşündüm.
(daha&helliip;)
Trabzon Ticaret Sanayi Odasında yaptığımız uzun soluklu bir eğitim programında, Karadeniz insanının ilginç, sert çıkışlı, neşeli, kendisiyle barışık ve hepsinden önemli sevgi dolu davranışlarını yakından görmüş ve güzel dostluklar kurmuştuk. Ara sıra bu dostlarımızdan bazıları ile yazışıp, konuşup hem hasret giderir hem de iş fırsatlarını tartışırız. Birkaç gün önce bu dostlarımızdan birisi arayıp “Hocam sana bir şeyler anlatacağım amma, sakın ola Laz fıkrası sanma, benim birebir karşılaştığım bir olay” dedi.
(daha&helliip;)
Yaklaşık bir yıl kadar önce; ülke gündemini uzun süre meşgul eden bir konuyu tartışmıştık; Eksen Kayması. Ülkemizin dinamikleri yavaş yavaş doğuya doğru kaymaya, ve ihracatçılarımız da gözlerini farklı pazarlara açmaya başlamıştı. Bazıları bu kaymanın çok tehlikeli olduğunu bazıları ise gerekli olduğunu savunup durdu. Bende o sıralarda yazmış olduğum bir yazıyla bunun ne zorunluluk ne de gereklilik değil kürselleşmenin getirdiği ve günün birinde gerçekleşmesi gayet muhtemel bir durum olduğunu söylemiştim. Önemli olan sürecin doğruluğunu tartışmak değil, süreci nasıl iyi yönetebilirizin cevabını vermekti.
(daha&helliip;)