“Aslına bakarsanız, ihracatın düştüğü falan yok” diyerek başlığa aykırı bir cümle kurup, sizleri biraz “bu adam da ne diyor yahu” dedirtebilirim gibi geliyor.
Zaten öyle de oldu galiba…
Aslında böyle bir başlığın nedeni, ihracatın son ayda düşmüş olması değil, ihracatımızın her an düşmeye mahkûm olmasıdır. Sohbetimize katılan dostlarımızın bazılarını biraz kızdırabilecek bu ifadenin nedeni çok açık. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM ) tarafından yapılan ilk 1000 ihracatçı listesi, her zaman ilgi ile incelediğimiz bir listedir. Bu yıl henüz 2011 listesi açıklanmadığı için 2010 yılının ilk 1000 ihracatçısı listesine bakıp küçük bir inceleme yaptığımızda görünen manzara ilginç. İlk sırayı alan firma, tüm Türkiye ihracatının yüzde 2.85 kadarını yapıyor. İlk 100 firmaya bakarsak, bunların toplam ihracat rakamının da Türkiye ihracatının yüzde 37.26’sı gibi bir yüzdeye ulaştığını görüyoruz. Daha önceki sohbetlerimizde de sözünü ettiğimiz gibi, pek de kesin olmasa da, ihracat yapan firma sayısı 52 bin kadar olarak ifade ediliyor.
(daha&helliip;)
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Sayın Mehmet Büyükekşi, Forum İstanbul 2012 konferansında yaptığı konuşmasında “Türkiye’nin genç ve büyük bir nüfusa sahip olduğunu ifade ederek, Türkiye nüfusunun yarısının, 30 yaşın altında, 19 milyonunun da 14 yaşın altında bulunduğunu” söylemiş. Konuşmasının devamında da Büyükekşi, ”Türkiye’deki genç nüfus iyi eğitildiği takdirde 2023 hedefleri için konulan 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin üzerine çıkabiliriz” diyerek, genç nüfusun işlenebileceğine ve potansiyellerinin ortaya çıkarılabileceğine inandıklarını belirtmiş.
(daha&helliip;)
1923 yılı 23 Nisan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı gün. Genç Cumhuriyetin aynı yıl sonunda görünen ihracat rakamı 50 milyon ABD Doları. Bu rakam ancak 40 yıl kadar sonra, 1966/1967 yıllarında 10 kat artarak 500 milyon ABD Doları seviyesine ulaşabilmiş. Mesleğe yeni başladığımız 1974/1975 yıllarında gördüğümüz 1.5 milyar ABD Doları ihracat rakamı bizlere gerçekten çok büyük bir rakam olarak görünüyordu.
Mesleğe yeni başlayanlar olarak aramızda konuştuğumuz en önemli konu, ihraç edebileceğimiz sanayi ürünlerinin azlığı ve bulabildiklerimizin de fiyatlarının yüksekliği idi. Ancak Türk iş dünyası yılmadan mücadele vererek ve devletin de ihracatın gücünü anlayarak bu mücadeleye arka çıkması sayesinde, 2011 yılında ihracatta 135 milyar ABD Doları seviyelerine kavuşma noktasına geldi.
(daha&helliip;)
Navlun konferansları, Birleşmiş Milletler organı UNCTAD’da 1973 yılında kabul edilmiş “Navlun Konferansları Kodu” sürecinde Batı tarafından bağımsız taşıyanlara (outsiders) yeşil ışık yakan rezolüsyonun kabulüyle pasifize edilmiştir. Navlun Konferansları Kodu’nun kabul edildiği yılda dünya denizleri birbirinden farklı 360 navlun konferansı tarafından parsellenmişti.
Klasik / konvansiyonel navlun konferanslarının yerini günümüzde konteyner taşıyanlarının örgütlendiği navlun konferansları aldı.
Türkiye de deniz yoluyla yapılan dış ticaret taşımalarında değişik konvansiyonel navlun konferansları tarafından verilmiş taşıma hizmetlerinden yararlandı.
(daha&helliip;)
Bugün gelinen noktada, bilişim kullanmayan işletme neredeyse yok gibi. En küçük işletmeler bile, en azından bir bilgisayar alıp ön muhasebesini orada tutuyor, e-posta kullanarak iletişim yapıyor. Biraz daha ilgili olanlar ki bunlar da ezici bir çoğunluk oluşturuyor, internete girip geziniyor. Gittikçe artan sayıda işletme de bankacılık işlemlerini internet üzerinden yapıyor.
İnternete bağlandığınız anda, bilgisayarınız da başkalarının erişimine açık hale geliyor ve sizin IP numaranız üzerinden kötü niyetli kişiler, bazı özel programları kullanarak, sisteminize girmek için kapıyı aralayabilecek duruma geliyorlar.
(daha&helliip;)