Resmi Gazete ara sıra heyecan verici haberlere vesile oluyor. Bu kez de ihracatın 2023 yılı hedefi ile ilgili olarak, ihracatçıların önerilerinin dikkate alınmasıyla bir “Strateji ” yayınlanması dikkatimizi o yöne çekti.
Bu stratejinin makro ölçekli olması, kuşkusuz bir biçimde kaçınılmaz bir olgu. Ancak yine kaçınılmaz olarak içerisinde mikro ( ihracatçı firmalarımıza) atıfların bulunduğu da bir gerçek. Biz de yayınlanan stratejiye bu pencereden bakmaya çalışacağız.
(daha&helliip;)
Geçen sohbetlerimizden bazılarında, ihracat konusunda işletmelerimize verilen ödülleri konu almıştık. Dünya Gazetesi tarafından 10 yıl önce başlatılan, “İhracatın Yıldızları” yarışmasında ödül alanları da övgüyle anlatmıştık.
Bu tür yarışmalar ve değerlendirmeler, birçok kurum ve kuruluş tarafından, çeşitli konularda ve dallarda yapılıyor. Ödüle ve övgüye lâyık olduğu düşünülenler tanıtılıyor, kendilerine onur belgesi veriliyor ve hatta çeşitli maddi ödüller de söz konusu olabiliyor. Tüm bu övgü ve ödüllerin hak edenlere ulaşması bizleri memnun ediyor.
Hâl böyle ise, aklınıza takılan nedir diye sorabilirsiniz.
(daha&helliip;)
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) aylık ve aydan aya yıllık ihracat rakamlarını açıkladı. Haberleri hem iyi hem de kötü olarak nitelendirmek olası.
İhracatımızda artışın devam etmesi iyi haberlerden, başka iyi bir haber de AB dışı diğer ülkelere olan ihracatımızdaki artışlar.
Kötü diyebileceğiniz bir haber ise AB ülkelerine olan ihracatımızın gerilemesi.
Bu ülkelere olan ihracatımız, toplam ihracatımızın % 37’si seviyelerine gerilemiş. Bu rakamın % 50’lerin bir hayli üzerinden buralara geldiğini gördüğümüzde bunu iyi olmayan bir haber olarak nitelendirebilirsiniz. Bana sorarsanız, bundan daha güzel bir haber olmasa gerek.
(daha&helliip;)
Rekabet gücünün oluşturulmasıyla ilgili olarak ara sıra bir şeyler yazmaya çalışırız. Bununla ilgili olarak çıkan haberler de doğal olarak hemen ilgimizi çeker.
21 Mayıs Pazartesi yayınlanan gazetemizde, Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği (TAYSAD) Başkanı Mehmet Dudaroğlu ile yapılan bir söyleşi yayınlandı. Söylediklerinin hepsi önemli amma rekabetçilik penceresinden baktığınızda, ” yurtdışında marka satın almaktan daha öndeyiz ” ifadesi bizim için en çarpıcı olanıydı. Yakından tanıdığımız otomotiv yan sanayiinin önemini ve gücünü çok iyi biliyoruz. Yıllar yılı bu sektörde kalitesiz ve sadece fiyata odaklı üretim yapanların sektöre ve ülkeye verdikleri zararları tartışma ortamına taşımışızdır. Şimdi ise Sayın Dudaroğlu’nun ifadelerinde, Türk taşıt araçları yan sanayicilerinin, aranan tedarikçiler olarak Çin’e bile ürün satmaya başladıklarını görmek bizleri oldukça mutlu ediyor.
(daha&helliip;)
İhracat yapanların korkulu rüyası, sattıkları ürünün bedelini tahsil edememektir. Aslında bu olayın, kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde her ticaret erbabı için aynı olduğunu da kabul etmemiz gerekir. Hâl böyle olunca da risk ifadesini kullanmadan geçemiyoruz. Risk ticaretin her yerindedir. Ayrıca halk arasında çok yaygın olarak kullanılan bir deyişle ifade edildiği gibi “Ne kadar risk varsa, o kadar para vardır.”
Uluslararası ticaretin KOBİ’lere biraz tedirginlik veren tahsilât riskinin ötesinde ürün geri çağırma, ürün garantisi, mesleki sorumluluk gibi, işin yapılıp paranın alınmasından sonra dahi işletmelere sorumluluk yükleyebilecek olası riskleri de unutmamak gerekiyor. Bu nedenledir ki “RİSK” dediğimiz faktör, göğüslenmesi değil, yönetilmesi gereken bir unsurdur.
(daha&helliip;)