Üç yıl önce, Sayın Zafer Çağlayan göreve geldikten bir süre sonra İstanbul Sanayi Odası’nda bir konuşmada kendisini Türkiye’nin baş pazarlamacısı olarak ilan etmişti. “Türkiye’yi bir şirket gibi kendimi de baş pazarlama elemanı gibi düşünüyorum. Yurt dışındaki ticaret müşavirlerini de pazarlama elemanları olarak kabul ediyor ve bu çerçevede her şirkette olduğu gibi müşavirler de bulundukları ülkelerde Türkiye’nin ihracatını artırmak için pazarlamacı gibi çalışacaklar” diyerek, ticaret müşavirlerinin, ihracatı arttırmadaki rolünü vurgulamıştı. Bunun üzerine biz de 27 Temmuz 2009 tarihindeki sohbet sütunlarımızdan Sayın Zafer Çağlayan’a seslenerek “Hoş geldiniz aramıza, Baş Pazarlamacı Sayın Zafer Çağlayan” demiştik. Ve yine o sohbetimizde, yıllar önce karşılaştığımız bir başka ülkenin ticaret ataşe yardımcısının yaptıklarını anlatmıştık.
(daha&helliip;)
Ödeme şekillerinin ne olması gerektiği, ihracatçılarımız arasında her zaman tartışma konusu olmuştur ve hep olacağı konusunda da hiç kuşkumuz yoktur. Üzerinde hiç tartışılmadan herkes tarafından kabul gören tek ödeme şekli ise peşin ödeme şeklidir.
Para peşin gelsin, bunu istemeyen yoktur sanırım. Ancak tarafların yeterli güveni oluşturamaması veya ticarete konu miktarların yüksek olması, peşin ödemenin önünü kesebiliyor. Bu durumda her iki tarafın da kendini güvende hissederek çalışması için uygulanan ve en çok görülen ödeme şekli “Akreditifli Ödeme” oluyor. Her ne kadar bu ödeme şekli en güvenli ödeme şekillerinden biri olarak kabul edilse de, uygulamanın dikkatsiz yapılması durumunda, ihracatçıya ciddi baş ağrısı olabilmektedir.
(daha&helliip;)
Tedarik Zinciri kavramı, özellikle ürününün içerisinde çok çeşitli girdisi olan işletmeler için önemini daha da arttırarak, kendisini fark etmemizi sağlamakta. Aslında bu kavram ürününün içerisinde çok çeşitli girdisi olmayan işletmeler için bile oldukça önemli ancak KOBİ tanımı içindeki birçok işletmemizin bu kavrama maalesef oldukça yabancı olduğunu gözlemliyoruz.
Farklı birçok şekilde tanımlanabilse de bize en yakın gelen şekliyle tedarik zinciri, hammadde ve malzemeler ile ara mallarının, nihai ürünlere dönüştürülerek son kullanıcılara ulaştırılması için gereken ve üreticiler, tedarikçiler, taşımacılar, dağıtıcılar, toptan ve perakende satış yapanlar gibi unsurları içerisinde barındıran bir sistem veya bir karşılıklı ilişkiler yumağıdır.
(daha&helliip;)
Beni yakından tanıyanların bu başlığı görünce “Bunun altında bir şey olsa gerek” diyerek okumaya başladıklarını tahmin etmek hiç de güç değil. Zira yıllardır gerek seminerlerde, gerekse derslerde veya danışmanlık görüşmelerimiz de olsun “Teslim şekilleri / INCOTERMS” konusuna verdiğimiz önemi bir kere daha vurgulamak istiyorum.
İngilizce tam şekli “International Commercial Terms” olan ve Türkçede “Teslim Şekilleri” olarak kullandığımız bu terimler, özüne dikkat edilerek kullanıldıkları zaman, sorun çıkması halinde, gerçekten bir kurtarıcı olabiliyorlar.
(daha&helliip;)
Ekonomi Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan geçtiğimiz yıl, Türk Yapısal Çelik Derneği’nin bir toplantısında yaptığı konuşmada, Türk demir çelik sektörünün dünyanın en büyük hurda ithalatı yapan sektörü olduğunu ifade etmiş. Ayrıca bu ithalatı yaparken de ödenen bedellerin, çok yüksek olduğundan şikâyetle, bunun nedenini de ortak satın almada işbirliği yapılamamasına bağlamış. Üstelik bu ithalatın 9 milyar ABD Doları civarında olduğunu belirtip, “Bir taraftan bir malı en fazla alacaksınız ama diğer taraftan en pahalıya alacaksınız” diye bu konudaki üzüntüsünü belirtmiş.
(daha&helliip;)