Türkiye her türlü olumsuzluğa rağmen hala bir tarım ülkesidir. Nüfusumuz arttıkça tüketimimiz, tarımsal amaçlı endüstriyel üretimimiz ve doğal olarak tarım ürünleri üretimimiz artmaktadır. Küresel rekabette avantaj yaratabilmek için, üretilen hammaddenin, endüstriyel üretime ve oradan da tüketime giden tedarik zinciri içindeki lojistik operasyonlar yönetilmelidir.
Taşıma ve depolama lojistik giderlerimizin temelini oluşturur. Bu iki operasyonun sadece maliyetlerini düşürmek değil; hızının ve kalitesinin arttırılması, risklerin azaltılması, kayıpların minimize edilmesi önemlidir. Bunun sağlanması için birinci adım tedarik zinciri sürecinin planlanması, taşıma rotasının doğru çizilmesidir.
(daha&helliip;)
Bu köşede (Dünya Gazetesi Geniş Açık) yazmaya başladığım günden bu güne kadar 11 yıl geçmiş. İlk yazıma, lojistiğin tanımı ile başlamıştım. O zamanki adı CLM ( Council of Logistics Management ) olan daha sonra adı CSCMP ( Council of Supply Chain Management) olarak değişen, merkezi ABD’de Chicago’da bulunan, 10 binden fazla üyesi olan organizasyonun lojistik tanımı ile giriş yapmıştım. Bu tanımın birçok ders kitabında, sunumlarda, raporlarda kullanılması beni gururlandırıyor. Artık lojistik sözü hepimiz için ortak anlam kazandı ve yaygınlaştı. Sadece taşıma olmadığını hepimiz biliyoruz.
Aradan geçen 11 yıl içinde, ülkemizde lojistik sektörü olarak çok büyük değişiklikler oldu. 2000 yılında adı ‘Lojistik’ olan ilk dersi, Yeditepe Üniversitesi’nde verdiğim günden bu yana; onlarca üniversitede, yüksekokulda ve meslek liselerinde lojistik dersleri verilmekte. Özel kuruluşlar sertifika programları yapmakta. Onlarca dergi basılmakta her ay. Yüzlerce web sitesi, ilgililere lojistik konusunda yol göstermekte. 1999 yılında lojistik konusunda düzenlediğimiz ilk konferansta, henüz lojistiği bilmezken, “bir askeri terim” derken, şimdi her yıl bir çok üniversitenin, danışmanlık kuruluşlarının, resmi kuruluşların düzenlediği fuar ve konferanslarda, kongrelerde lojistiğin en teorik ve en uygulamalı konularını Türk araştırmacılardan, akademisyenlerden ve endüstrinin yöneticilerinden dinliyoruz.
(daha&helliip;)
Günümüzde çok ağır çalışma koşullarında görev yapıyoruz. Bu ağırlığın bir nedeni de, iş ve özel yaşamımız birbirine karışmasıdır. İşimizi özel yaşantımıza taşıyoruz. Bilgisayarlarımızdan şirket sistemine girmeye başladığımız andan bu yana, evimizde de akşamları veya tatillerde iş yerinde gibiyiz. İşler devam ediyor.
Küçük işletmelerde çalışanların işverene çok yakın olması nedeniyle bu denge iş yaşamı oranını arttırırken, orta ölçekli kurumlarda araya profesyonel yöneticilerin girmesi ile biraz daha özel yaşam lehine değişmekte. Büyük kurumsallaşmış işletmelerde ise bu denge yazılı olarak tanımlanmış ve sağlıklı yürümesinin iş verimine olan etkisinin de artacağı var sayımı kesin olarak ayrılmıştır.
Önemle tekrarladığım bir söz vardır. “İnsan ya sevdiği iş yapmalı, ya da yaptığı işi sevmelidir.” Bu da ancak özel yaşamımızla işimizin bir parça iç işe girmesiyle yani bir denge içinde götürülmesi ile sağlanabilmektedir. Özel yaşamımızın mutlu anlarında, işimizle ilgili konuları gündeme getirmek, işe karşı duyduğumuz sempatiyi arttıracaktır. Buna karşılık işimizin belli kısmında da özel yaşantımızdan birkaç eklenti yapmak, işe olan ilgimizi arttırması yönünden olumlu bir faktördür.
(daha&helliip;)
Kocaeli Bölgesinin Lojistik Master Planının hazırlanmasında yer alıyorum. Bu çalışma ile ülkemizin lojistik açısından en yoğun, en karmaşık, en zor ve geleceği en karanlık bölgesini inceleme olanağı buldum. Bölgedeki, cesur sanayiciler yıllarca önce, küçük ölçekle başlayan yatırımlarının hammadde gereksinmelerini kara yolu ile karşılamışlar ve ürettikleri ürünleri yurt içine veya kısmen yurt dışına, yine kara taşıma araçları ile sevk etmişler. Zaman içinde ölçekleri büyümüş, Özellikle Dilovası bölgesindeki OSB yapılanması ile artan hammadde taleplerinin ekonomik yoldan karşılanması veya üretimlerinin kolayca ihracatı için; fabrikalar deniz kıyısında kendi iskelelerini oluşturmuşlar. Devletin, özel iskelelere kurum dışında iş yapma yetkisi vermesiyle birlikte, bu iskeleler büyümüş, boyları uzamış, arka alanları dar olanlar deniz doldurarak liman arka sahası elde etmişler ve dışarıya da liman hizmeti vermeye başlamışlar.
Konteyner taşımasının gelişmesi ile birkaç liman konteyner elleçlemeye başlamış, likit elleçleyen limanlar oluşmuş, konvansiyenel kargo veya dökme yük konusunda ihtisaslaşan limanlar ortaya çıkmış. Bu gün için Türkiye sanayisinin büyük bir oranı bu bölgede bulunmakta. Yükler de bu bölgeye gelmekte ve gitmekte.
(daha&helliip;)