Ödeme şekillerinin ne olması gerektiği, ihracatçılarımız arasında her zaman tartışma konusu olmuştur ve hep olacağı konusunda da hiç kuşkumuz yoktur. Üzerinde hiç tartışılmadan herkes tarafından kabul gören tek ödeme şekli ise peşin ödeme şeklidir.
Para peşin gelsin, bunu istemeyen yoktur sanırım. Ancak tarafların yeterli güveni oluşturamaması veya ticarete konu miktarların yüksek olması, peşin ödemenin önünü kesebiliyor. Bu durumda her iki tarafın da kendini güvende hissederek çalışması için uygulanan ve en çok görülen ödeme şekli “Akreditifli Ödeme” oluyor. Her ne kadar bu ödeme şekli en güvenli ödeme şekillerinden biri olarak kabul edilse de, uygulamanın dikkatsiz yapılması durumunda, ihracatçıya ciddi baş ağrısı olabilmektedir.
Geçtiğimiz günlerde bir dostum telefonla arayarak benimle görüşmek istediğini ve kendisi ile birlikte bir arkadaşını getirip, benimle tanıştırmak istediğini söyledi. Hoş geldiniz sohbeti ve biraz hasret giderme sonrası “sebebi ziyaret” açığa çıktı. Yeni arkadaşımız bir ihracat işine girip, akreditif açtırmış amma görünen o ki başı biraz derde girmiş. Bu badireden nasıl kurtulacakları konusunda da bir arayış içerisindeler. Bankadan verilen bilgilere ek olarak, farklı bir kaynaktan, değişik bir görüş alabilmek ümidi ile görüşmeye gelmişler.
Birçok ihracatçı arkadaşımızın bildiği gibi, akreditif güvenilir olduğu kadar, dikkat edilmeden kullanılmaması gereken bir ödeme şeklidir. Daha işin en başında, proforma faturamızı verdiğimiz zaman, akreditifimizin nasıl olması gerektiği konusunu pazarlık masasına sürmemiz gerekir. Problem yaşayan arkadaşımız, sadece güvenilir olduğu için ve üzerinde hiçbir bilgi sahibi olmadan, ödeme şekli konuşulurken akreditif açın demiş. Alıcı da tamamen kendi menfaatini kollayan bir akreditif açtırmış. Buna ek olarak da bizim ihracatçımız, hem yükleme süresini geçirdikten sonra yükleme yapmış hem de malı biraz eksik yüklemiş. Akreditiften tahsilât yapabilmek için vermesi gereken belgelerdeki bazı yanlışları da saymıyoruz zaten.
Teklifimizi vermeden önce, kendi bankamızla görüşerek, teklifimiz karşılığında gelecek olan akreditifin bize ne kadar masrafa yol açacağını öğrenmemizde büyük fayda vardır. Çünkü özellikle küçük bedelli işlemlerde, bankaların sabit masraf kesintileri yapmaları, ihracatçılarımızın ceplerinden hiç beklemedikleri miktarlarda masraf yapılmasına neden olmaktadır. Kendimizi güvene almak için, proforma faturamızı verdiğimizde veya anlaşma yaptığımızda, alıcımızın önce bize açacağı akreditifin bir taslağını göndermesini isteyelim. Sonra da bu taslağı kendi bankamızla görüşüp üzerine mutabakat sağlayalım ki akreditif resmen açıldığında sıkıntımız olmasın.
Akreditif işlemlerinin katı bir bürokrasisi vardır. Piyasamızın pek alışık olduğu “idare eder” veya “bu kadar olur” mantığı burada işlemez. Yine bir piyasa deyimiyle bu olayı vurgulayalım “akreditif neyse odur”. Başka bir deyişle sizden istenenlerin, sadece ve sadece istenildiği şekliyle ve zamanında yapılması beklenir. En ufak bir uyumsuzluk bile paranızı alamamanıza yol açabilir. Bankanız anlayışlı ve sizinle de arası iyi ise, verdiğiniz belgelerde yanlışlık olması halinde, belgeleri size iade ederek düzeltip geri getirmenize fırsat verebilirler. Ayrıca bankalar pek sıcak bakmasa da siz yine de akreditife vereceğiniz belgelerin taslaklarını önceden hazırlayıp, bankanızdan bir onay alabilirseniz, yanlış yapma olasılığı en aza inebilir. Başka bir sohbetimizde de vurguladığımız gibi, akreditife karşılık vereceğiniz belgeler için önce bir liste hazırlamakta ve bu listede yer alan belgelerin içerikleri için bir döküm yapmakta fayda vardır. Belgeleri hazırladıktan sonra da, belgelerinizi hazırladığınız bu kontrol listesine göre gözden geçirip bankaya gönderirseniz, pek sıkıntı yaşamazsınız.
Şefik ERGÖNÜL

