“Kesin kararlı olmak” veya “artık geri dönüşü olmamak” anlamlarında kullanılan “gemileri yakmak” deyiminin nereden kaynaklandığını çoğu kişi bilmez.
O zaman hikayesini kısaca anlatayım;
711 yılında Tarık bin Ziyad komutasındaki Müslüman ordusu, fetih için kuzey Afrika’dan gemilerle Avrupa’daki İber Yarımadasına geçer. Karaya çıkar çıkmaz da, Tarık bin Ziyad tüm gemilerin yakılmasını emreder ve gemiler yakılır.
Buradaki amaç, askerinin denizde demirli gemilere güvenip geri dönebilme ihtimalini aklından geçirmemesi ve bu sebeple savaş ve fetih motivasyonunu düşürmemesidir.
Nitekim başarılı da olunur. Yaklaşık 750 yıl sürecek Endülüs Emevi Devletinin temelleri bu yarımadadaki Vizigot krallığı yıkılarak atılır. Ki bilen bilir, islam medeniyetinin çok üst seviyelere ulaşması bu yeni devlet altında gerçekleşecektir. Abbas Kasım İbn Firnas, Muhyiddin İbn Arabi, Zerkali, İbn Rüşd, İbn-i Cübeyr, İbn-i Tufeyl gibi çokça gökbilimci, matematikçi, alim o topraklarda neşet etmiştir. O dönem Avrupa’nın en temiz ve güzel şehirleri şimdiki İspanya ve Portekiz sınırlarını kapsayan bu bölgede yer almıştır.
(daha&helliip;)
Üretim, pazarlama ve satışın uluslararası hale gelmesi; ürünlerin dünyanın herhangi bir yerinden diğerine taşınmasını gerektirmektedir. Dünyanın herhangi bir yerinde üretilen bir ürün yine dünyanın herhangi yerinde kullanılabilmektedir. Bu durum lojistik faaliyetlerle doğrudan ilişkilidir ve sektörün gelişimine büyük katkı sağlamıştır, sağlamaya da devam edecektir. Bununla birlikte ürünlerin güvenli bir şekilde alıcılarına ulaştırılması çok büyük önem arz etmektedir.
Ürünlerin doğru zamanda, doğru yerde olması kadar güvenli bir şekilde varış noktasına ulaştırılması da önem arz etmektedir. Bu faaliyetler sırasında, lojistik sistem içerisinde yer alan ürünlerin göndericiden teslim alındığı şekilde alıcısına teslim edilmesi çok önemlidir. Bununla birlikte, lojistik faaliyetlerin yürütülmesi sırasında gönderici, alıcı ve lojistik hizmet sağlayıcısı (Taşıyıcılar, forwarderlar, liman hizmeti sağlayıcıları, depo hizmeti sağlayıcıları, gümrük hizmet sağlayıcıları, katma değerli hizmet sağlayıcılar…) dışında birçok taraf yer almaktadır. Faaliyetlerin icrası sırasında yükün güvenliği kadar, sistemin dışında yer alan bu tarafların da güvenliğinin sağlanması gerekmektedir.
Lojistik hizmet sağlayıcıları faaliyetleri sırasında finansal, fiziksel, operasyonel ve stratejik risklerle karşı karşıya kalmaktadırlar. Likidite yönetimi, hazine riskleri, kredibilite yönetimi, kontratlar denetimi gibi finansal riskler mevcuttur. Değişim yönetimi, politik riskler, müşteri memnuniyeti, e-ticaret lojistiği, birleşme ve satın alma riskleri, marka repütasyonu başlıca stratejik risklerdir.
Terörizm ve sabotaj, kargo güvenliği, kargo hasarları, 3. şahıslara verilen zararlar, hasar yönetimi, depolama ve elleçleme hasarları, araç güvenlikleri, hava şartları ve iklimsel problemler fiziksel risklerdendir.
Çalışan uyumluluğu, işe alma, çalışan güvenliği, IT bağlılığı, filo yönetimi, kontrat sorumlulukları, tedarikçi yönetimi, varlıkların kullanımı ve yönetimi, yasalara uyumluluk gibi operasyonel riskler mevcuttur.
Verimlilik ve müşteri memnuniyeti odaklı olarak operasyonlarını icra eden lojistik hizmet sağlayıcıları aynı zamanda büyüme hedeflerine ulaşmak çabası içindedirler. Türkiye lojistik sektöründe fiyat odaklı bir rekabet ortamı vardır. Bu durum, lojistik hizmet sağlayıcıları ve bu hizmetleri alanlar açsından önemli riskleri barındırmaktadır. Hizmet ve kalite odaklı bir anlayış riskin tüm taraflar açısından azaltılmasını sağlayacaktır. Lojistik hizmet sağlayıcıları, karşı karşıya oldukları risklerden korunmak için gerekli aksiyonları almak durumundadırlar. Tüm risklerin hedefleri destekleyecek şekilde yönetilmesi ve hedeflerle uyumlu olarak kontrol edilmesi önem arz etmektedir. En başta sorumluluğu kabul edilen ürünlere gelebilecek zararlarla birlikte, operasyonel işlemler ve danışmanlıkta yapılacak hata ve atlamalar, 3. şahıslara verilebilecek zararlar, faaliyetler sırasında karşılaşılabilecek para cezaları, ürünlerin hasarlanmasına bağlı olarak oluşabilecek dolaylı zararlar, çevre kirliliği, sahip olunan sabit kıymetlere gelebilecek zararlar, çalışanlardan gelebilecek tazmin talepleri, iş durması riskleri gibi riskler transfer edilmelidir.
Doğru program ile riskin transfer edilmesinin en uygun çözüm yolu sigortadır. Doğru risk yönetimi ve sigorta programı lojistik sektöründe faaliyet gösteren lojistik hizmet sağlayıcıları için hayati önem taşımaktadır. Sektördeki başarının devamlılığını sekteye uğratabilecek risklerin doğru biçimde belirlenerek kontrol altına alınabilmesi için, sektörün yapısına vakıf, güvenilir, yerel olduğu kadar küresel olarak da bilgi ve tecrübe sahibi, problemleri analiz etme kapasitesi olan, karmaşık sorunlar karşısında çözüm sunabilecek profesyonel bir danışman desteğinin gerekliliği kendini göstermektedir.
Lojistik sektörü birden fazla iş sürecinin işletildiği, yönetildiği, kontrolünün sağlandığı ve sonuçlandığı bir sektördür. Bir lojistik süreçte müşteri memnuniyetini sağlamak adına, birden fazla süreci iyi yönetmek ve bu süreçlerin doğru işlediğine dair devamlı kontroller yapmak gerekir.
Lojistik hizmet vermek adına anlaştığınız bir firmanın, eğer tüm iş aksiyonunu siz organize edecekseniz koordinasyonunuzun da o ölçüde düzgün çalışmasına dikkat etmeniz gerekir.
Örnek; X firması: Depolama, katma değerli işlemler, sipariş toplama ve ürünün sevki noktasında bir lojistik şirketi ile anlaşıyor. Ürünler depolanıyor, elleçleniyor ve alıcı müşteriye sevki için siparişleri toplanıp, sevk irsaliyesi de düzenlenerek alıcıya gönderiliyor. Alıcı ürünü aldığında şunu fark ediyor; “Eksik veya yanlış ürün gelmiş”
Bilindiği üzere 1869 yılında Hint Okyanusu ile Akdeniz’i birleştirmek için açılan Süveyş kanalı, 146 yıldır dünya üzerindeki emtea transferleri açısından en önemli ve kritik geçiş noktalarından birisidir. Zira böyle bir kanal olmasaydı, örneğin Japonya’dan, Çin’den, Hindistan’dan gemilere yüklenen malzemelerin ülkemize, Avrupa’ya, Rusya’ya, Kuzey Afrika ülkelerine ulaşması için çok daha uzun bir yol olan Afrika’nın güneyinin dolaşılması gerekecekti.(Ki 15.yüzyılda Portekizli denizciler tarafından bulunan bu Güney Afrika yolu “Ümit Burnu” olarak adlandırılmıştı.)
Bu hem gemilerin sefer süreleri uzatacaktı hem de oluşacak ilave yakıt, bakım, personel masrafları sebebiyle navlunları da artıracaktı.
Lojistik şirketlerinin günün şartları ve şirket prensipleri doğrultusunda hazırlamış oldukları sözleşme taslakları vardır. Her taslak her lojistik şirketi için farklılık gösterir. Yapılacak olan işin detayları, prosedürleri, şirket yapısı, uyulacak kurallar, cezai-i durumlar vb. maddeler içerik ve taslak olarak farklıdır.
Lojistik şirketleri anlaşma yapacakları firmalar ile fiyat noktasında mutabık kaldıktan sonra, sözleşme taslaklarını firmaya gönderip uygunluğu noktasında onay beklerler. Onaya müteakip sözleşmeler karşılıklı olarak imza altına alınarak kesinleşir. Tabi bir de bu durumdan farklı olan durumlarda söz konusudur. Şöyle ki; Lojistik ciro anlamında çok ciddi ciroları olan ve referans olabilecek firmaların, lojistik şirketleri üzerinde baskıcı bir tavrı olabiliyor. Hatta bazı durumlarda lojistik şirketi kendi sözleşme taslağı üzerinden değil, müşterinin sözleşme taslağı üzerinden anlaşma yapabiliyor. Burada ki durumun izahı şudur ki; Eğer bir lojistik şirketi sektörde ciddi bir ciro gücüne sahipse, müşteri tedariki noktasında sıkıntısı yoksa bilinir güvenilir bir firma ise işte o durumda anlaşma yapacağı firmanın cirosunun veya referansının hiçbir önemi yoktur. Orada lojistik şirketinin dediği olur. Lakin tam tersi bir durumda lojistik şirketi orta ölçekli bir firma ise, müşteriye ihtiyacı varsa, sektörde yeni bir firma ise, referans olabilecek firmalar ile çalışmak istiyorsa işte bu tip lojistik şirketleri kendilerinden bazı fedakarlıklar yaparak sözleşme taslağında ki birçok maddeden feragat edebiliyorlar.
(daha&helliip;)







