Bugün gelinen noktada, bilişim kullanmayan işletme neredeyse yok gibi. En küçük işletmeler bile, en azından bir bilgisayar alıp ön muhasebesini orada tutuyor, e-posta kullanarak iletişim yapıyor. Biraz daha ilgili olanlar ki bunlar da ezici bir çoğunluk oluşturuyor, internete girip geziniyor. Gittikçe artan sayıda işletme de bankacılık işlemlerini internet üzerinden yapıyor.
İnternete bağlandığınız anda, bilgisayarınız da başkalarının erişimine açık hale geliyor ve sizin IP numaranız üzerinden kötü niyetli kişiler, bazı özel programları kullanarak, sisteminize girmek için kapıyı aralayabilecek duruma geliyorlar.
(daha&helliip;)
Yeni Teşvik Paketi ile 2023 yılında yani Cumhuriyetimizin 100. Yılında “En Büyük 10 Ekonomiden biri olmak”, “500 Milyar Dolar Mal İhracatı” ve “25.000 Dolar kişi başına milli gelir” hedeflerinin gerçekleşmesine katkıda bulunacak özel sektör yatırımlarının teşvik edilmesi ve desteklenmesi amaçlanmaktadır.
Yeni teşvik paketi ile Türkiye’nin her bölgesinin, il bazında kalkınması amaçlanmıştır.
Bu teşvik paketinin sonucunda aşağıdaki öngörüler veya beklentiler yapılabilir mi?
· Sadece belli başlı illerden Türkiye’ye veya belli başlı iller arasındaki yük hareketi yerine Türkiye’nin her ilinden her iline daha fazla ve belki de daha dengeli yük akışının olması
(daha&helliip;)
Yükleyici örgütünün üyeleri çokluk dış ticaretle uğraşan kişi, şirket ya da birliklerdir.
Yükleyici örgütlerinin yapılanması da üyelik durumuna göre değişik şekillerde olmaktadır. Bunlar, kişi / şirket tabanlı örgüt, birlik tabanlı örgüt, karma (kişi + birlik) tabanlı örgüt tarzındadır.
Kişi / şirket tabanlı konsey, kişilerin / şirketlerin üyeliklerine açık konseydir. Üye sayıları genellikle daha kabarıktır. Örnek olarak, Hollanda Yükleyiciler Konseyi gösterilebilir.
Birlik tabanlı konsey, ticaretle ya da sanayi ile uğraşan dernek, birlik, meclis, oda gibi kuruluşların (yani şirket birliklerinin) üyeliklerine açık örgüttür. Bu örgütlerde kuruluşların temsilcileri görevlendirilir; kişilere açık bir örgüt değildir. Dolayısıyla tabanı diğerine göre daha dardır. İngiliz Yükleyiciler Konseyi buna örnek verilebilir.
(daha&helliip;)
Birçok büyük işletmenin tesislerinin Kocaeli’nde, ancak merkezlerinin İstanbul’da olduğunu biliyoruz. Bu kurumların ürettikleri gayrisafi milli hasıla İstanbul’da kayıt altına alınmasına karşılık Kocaeli kişi başı milli gelirin en yüksek olduğu iller içinde gelmektedir. Bölge bir yandan sanayinin geliştiği ve daha da gelişeceği bir bölge; diğer yandan 30’un üzerindeki liman ve iskeleleri ile büyük bir liman kentidir. Bu limanlara gelen ve giden transit yükler, Kocaeli’nden kara ve demir yolu ile geçen transit yükler, bölgeyi aynı zamanda bir lojistik bölge statüsüne sokmaktadır.
Türkiye’nin, hatta uluslararası ulaştırma koridorlarının da olmazsa olmaz geçiş noktasıdır Kocaeli. Bu durumda bile Kocaeli bölgemizde lojistik hizmetlerin bir araya getirildiği, katma değer yaratacak, şehir trafiğini rahatlatacak, intermodal taşımaya başlangıç ve bitiş noktası olacak, OSB’lerin kısıtlı ulaşım imkanlarını arttıracak, taşımayı deniz ve demir yoluna aktaracak lojistik köyler inşa edilmemiştir.
Kocaeli bölgesinde birisi kentin Doğu’sunda, diğeri Kentin Batı’sında olmak üzere iki adet lojistik köy ihtiyacı vardır. Doğuda kurulması gereken lojistik köy TCDD Köseköy Lojistik Merkezine kısa mesafeden demiryolu ile bağlanabilecek, bölgedeki büyük sanayi kuruluşlarına sanayi bölgelerine, limanlara iltisak hattının bağlanabileceği bir terminal görevini de görecektir. Bölgenin sanayisinin artık Batı yönünde değil, Doğu yönünde gelişmesi planlanmalı ve Batı yönünde deniz ile dağ arasında kalan iki ana arterin yüküne yük ekleyecek sanayi yatırımları yavaşlatılmalıdır. Batı’da yapılması gereken Sanayi yatırımları, 3. Çevre yolunun kullanılabileceği kuzey bölgelere kaydırılmalıdır. Doğu bölgesinde de inşa edilecek tesisler büyük ölçekli tutulmalı ve demiryolu bağlantıları mutlaka sağlanmalıdır.
(daha&helliip;)
Türk ihracatçılarına baktığımızda, en çok ihracat yapan firma sıralamasında ilk 100 basamağı elinde tutan ihracatçıların, 2011 yılının 135 milyar ABD Dolarına varan ihracat miktarının önemli bir kısmını yaptıklarını düşünüyoruz. Düşünüyoruz diyoruz çünkü bu satırları yazdığımız sırada TİM her yıl yaptığı ilk 1000 ihracatçı araştırmasının detaylarını yayınlamıştı. 2010 yılı rakamlarını incelediğimizde, ilk sıralarda yer alan 100 ihracatçının, Türkiye ihracatının yüzde 37’den fazlasını yaptığını görüyoruz. 2010 yılı ihracatları için de aşağı yukarı aynı değerler geçerli.
İhracat yapan işletmelerimizin sayısının 52 bin civarında olduğu belirtildiğine göre, geriye kalan 51 bin 900 işletmemiz de bakiye yüzde 63 tutarındaki ihracatı gerçekleştiriyorlar. Basit bir aritmetik hesaplama yaparsak, ilk 100 ihracatçının 2010 yılında yaptığı ihracat tutarının firma başına ortalaması 427 milyon ABD doları çerçevesinde oluyor. Geriye kalan 2010 yılı ihracat rakamını da ilk 100 firma dışında kalanların sayısına böldüğümüzde çıkan rakam bir milyon dört yüz bin ABD doları civarında oluyor. Aradaki farkı yorumlayacak olursak, ortaya 300 kat fazlası bir durum çıkıyor.
(daha&helliip;)