Avrupa Birliği, taşımanın hava kirlenmesindeki etkisini azaltmayı, üretilen Karbon Monoksit ve Karbon Dioksit ’in salınımını minimize etmeyi planlıyor. Bir yerde Green Lojistik, Çevreci Lojistik adını verdiğimiz bu yeni uygulama, taşıma sırasında havaya salınan egzoz gazının içindeki Karbon Oksitlerinin miktarını azaltmayı hedeflemektedir.
Karbon salınımını azaltmak için daha düşük Karbon salınımlı motorlar geliştirilmekte, daha verimli araçlar kullanılmakta, araç ölçüleri büyütülmektedir. Havaya salınan Karbon gazlarının azaltılmasının bir diğer yolu da deniz, demiryolu taşımasının ton-km olarak yüzdesinin arttırılmasıdır. Yani uzak mesafelere yapılan taşımaların kara yoluyla değil, ton-km başına daha düşük yakıt tüketen gemi ve demiryollarıyla yapılmasıdır. Karayolları kısa mesafede kapıdan kapıya taşıma yaptığımız bir sistem iken; uzaklığı 300 km’yi aşan mesafelerde yükleme noktasından istasyona veya limana kadar kara yoluyla taşıma yapılması, limandan, istasyondan indirme adresine kadar yine kara yolu ile taşınması gerekmektedir. Bu yolla hem maliyetler düşecektir, hem de hava kirliliği azaltılacaktır.
(daha&helliip;)
2011 yılı ihracat rakamlarımız açıklandı ve 135 milyar ABD dolarına dayanan bir gurur tablosu ortaya çıktı. Pek sevilen ve kullanılan deyişle “Cumhuriyet Tarihi İhracat Rekoru” bir kere daha kırıldı.
Bu rakamlar Türkiye ticaret ve sanayi erbabının, küresel köyün oyuncusu olma yolunda epeyce yol kat ettiğinin göstergesi. Küresel ticaret oyununda rol almayı hem hak ediyorlar hem de rol kapıyorlar ve hatta başkalarının rollerini ellerinden alıyorlar.
Bu görünüm çok güzel amma bir de dış ticaret madalyonunun arka tarafı yani ithalat yüzü var. Bu ithalat yüzü biraz engebeli ve rahatsız edici bir görüntü taşıyor. Sakın ola ithalata karşı duran bir tavrımız olduğunu zannetmeyin. Aksine ithalatın, dış ticaret oyuncusu için olmazsa olmaz kartlardan birisi olduğunu biliyoruz ve bu kartın gereğinde, amma akıllıca kullanılması yönünde tavır koyuyoruz. Sohbetimizin okurlarının hatırlayacağı üzere Japonya örneğini çok kullanırız. Doğal kaynakları az, ithalatı ciddi boyutlarda, amma ihracatı katma değeri yüksek ürünlerden oluştuğu için dış ticaretini ülke lehine kullanabilen bir ülke. Gelelim Avrupa yakasına, burada da Hollanda örneği var. Aynen Japonya gibi ve daha kötüsü Japonya kadar bile toprağı dahi olmayan bir ülke. Dış ticaret rakamlarına baktığınız zaman Hollanda sebze ve meyve ihracatının, akıl sıçratan boyutlarda olduğunu görüyoruz. Bu pencereden bakınca akıllı ithalatın, katma değer yaratarak ihracata destek olmasıyla, dış ticaretin tatlı olmaya başladığını görüyoruz.
(daha&helliip;)
Adettendir her yıl sonun da geçen seneyi değerlendiren yazılar yazılır. Yaşananlar yorumlanır, öneriler sıralanır ve tabi sonunda da iyi ve güzel dileklerle yazı son bulur. Eğer siz de isterseniz bu ve benzeri yazıları internette bulabilirsiniz. Bu sebeple hem farklı bir bakış açısı oluşturmak hemde ‘füturist’ bir yaklaşım sergilemek adına Lojistik Firmalarının Önümüzdeki dönem hedef ve beklentilerini sizlere aktarmayı düşünüyorum. Umarım geleceğe yönelik aklınızda bir şeyler oluşmasına yardımcı olabilirim.
Yine de öncesinde Şirketlerimizin işlem yaptığı pazarlara bakmakta ve gelecekteki tahmini artışları hesaplamakta fayda var.
Şafak Sezer’in bir reklam filmi vardı geçtiğimiz aylarda; hani tam elindeki malı pazarda takas yaparken, yanına gelen birisinin, “abi para diye bir şey icad edilmiş, Lidya’lılar bulmuş, artık o kullanılacakmış ticarette” dediği, Şafak Sezer’in de “ya boşver parayı marayı, bozar bizi öyle şeyler dediği” reklam filmi. Birden aklıma geldi nedense, ve para, ticaret kavramlarının aslında hayatımızda ne denli önemli olduğu, hayatımızda ne çok yer aldığını hatırladım. İnsanlar ilk çağlardan itibaren çeşitli malları para yerine kullanmışlar, ancak iş bölümünün gelişmesiyle birlikte malların mallarla mübadele edilmesi giderek zorlaşmış.Takas edilecek malların değerinin birbirine denk olmaması , malı arzedecek kimsenin her zaman bulunmaması , malların bölünebilme özelliklerinin olmaması çeşitli zorluklar ortaya çıkarmaya başlayınca da paranın icadı gerçekleşmiş. Öte yandan bazı malların taşınma ,bölünme ve biriktirme zorluklarının bulunması madenlerin kullanılmasına yol açmıştır. En eski para M.Ö. 2900 yıllarında kullanıldığı altın ve gümüş sikkeler olduğu zannedilmektedir .Anadolu’da ise altın ve gümüşün doğal alaşımı olan paralar mübadele aracı olarak dolaşıma girmiştir.
(daha&helliip;)
Lojistik de bu sektörlerin içinde gelmektedir. Geçmişi 25-30 yıl olan, ülkemizde de 10- 15 yıldır içinde çalıştığımız lojistik sektöründe kavram, tanım, anlam karmaşası yaşadık, yaşamaktayız ve yaşayacağız.
Lojistiğin bir taşıma olmadığını anlatmak 10 senemizi aldı. “Elleçleme”, “forklift” gibi kelimeler hala Türk Dil Kurumu sözlüğünde yer almamakta. Bazı kelimelere bir karşılık da bulamadık. “Cross Docking” için “transfer merkezi”,” aktarma merkezi”, “çapraz yükleme” hatta” kondu kalktı” gibi karşılıklar kullanıyoruz. Zaman içinde kullanım bize en yaygınını ve kabul edilen seçeneği ortaya koyacak ve alışacağız. Dil, kullananların kabul etme oranına göre değişmekte.
Ülkemizde yeni bir kavram olan, içinde lojistik hizmetleri birleştirdiğimiz alanlardan oluşan tesislere de artık bir isim vermemiz gerekmekte. Her dilde farklı şekilde kullanılan bu tesislere, gerek akademik çalışmalarda, gerek gazete ve dergilerde, gerek resmi veya özel sektör raporlarında rastlıyoruz. Benzer tesislere farklı tanımlar veya farklı tesislere aynı tanımı kullanmaktayız.
(daha&helliip;)

