“Türkiye Lojistik Üs Olacaktır” vizyonu 10 yıldır bir devlet politikasıdır. Lojistik konusunda Ulaştırma Bakanlığımızın yaptığı veya yönlendirdiği, desteklediği tüm çalışmalar bu vizyon çerçevesinde gerçekleşmektedir. Türkiye’nin lojistik üs olması ulaştırma koridorlarının da oluşturulması gerekmektedir. Otoyollar ve duble yollar ülkemizin kan damarlarını oluşturmakta ancak bölgelere ulaşacak atar ve toplar damarlar henüz oluşmamıştır. Demiryolu yatırımları gecikmekte de bile olsa ana damarlardır. Ülkenin Kuzeyini Güneyine yani Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayacak taşıma koridoru gibi. Hedefimiz Samsun – Mersin- İskenderun hattını bir an önce devreye almak olmalıdır. Bu amaçla Mersin ve İskenderun limanları özelleştirilmiş, Mersin ve İskenderun’da Lojistik Köy projeleri başlamıştır.
(daha&helliip;)
ARLOD’un 7’inci Genel Kurulu’nda “Sektörde kalifiye şoför eksikliği var!” vurgusu gündeme gelmiş.*
Kalifiye; Türk Dil Kurumu’na göre “bir şeyi yapabilme niteliğini ve ustalığını kazanmış olan, nitelikli, vasıflı ve kaliteli” anlamına geliyor.
Sanırım bu, sadece ARLOD üyelerine has bir sorun değildir?
Öz mal araç filosu olan bütün nakliye ve lojistik firmaları, aynı sorunu yaşıyor olabilir.
Herkes, iyi ve kalifiye eleman istiyor!
Herkes, iyi ve kalifiye şoför istiyor !
İyi ve kalifiye şoför ne demek? İyi ve kaliteli şoför, farklı bakış açılarına göre değişebilir.
(daha&helliip;)
Bir ülkenin gelişmişliğini gösterir pek çok faktör vardır şüphesiz. Eğitim düzeyi, kültür seviyesi, kitap okuma oranı, çevre sağlığına verdiği önem, çocuklara ve kadınlara verilen değer, engelliler için sağlanan çağdaş yaşam imkanları vs. Hiç şüphesiz bir ülkenin gelişmişliğini gösteren başka faktörler de var; ticaretin gelişmişliği ve ticaretin yapılabilmesini kolaylaştırmak. Taşıma alt yapısı, araçların gelişmişliği, liman ve hava limanlarının modernliği, yolların kalitesi gibi. Tüm bunlar içerisinde yer alan demiryolları da ülkenin gelişmişliğini gösteren önemli faktörler arasında yer almaktadır. Ülkemiz demiryollarına uzun süre çok fazla önem vermemiş ve bu konuda yatırımların da son derece yüksek olması sebebi ile hep ileriye dönük hedefler öngörülmüş ancak hatırı sayılır bir ilerleme sağlanamamıştır. Osmanlı zamanında ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında demiryollarına ciddi ve önemli yatırımlar yapılmıştır. Sonrasında ise; ticaret ve endüstrinin gelişimiyle birlikte ulaştırma yatırımlarından olan demiryollarına ayrılan pay ülke ihtiyaçlarının çok gerisinde kalmıştır. Asfalta yatırım, çekici ve treylere yatırım hep öncelikli olmuş.
(daha&helliip;)
İş kolları arasında turizmden sonra mevsimlerden en çok etkilenen sektör lojistik sektörüdür. Buzdolabı ve soba üreticileri kendilerini en çok etkilenen sektörler içine koysalar da; üretimlerini talebin az olduğu zamanlarda depolamaları ve talebin üretimin üzerine çıktığı dönemlerde, bu depolardan pazara ürün sevk etmeleri çözümleri olmaktadır.
Lojistikçiler için kış ayları kriz aylarıdır. Yıllık bütçelerde cironun azaldığı, masrafların arttığı aylardır soğuk kış dönemleri.
Kısa kış günleri, çalışma saatlerini zorlaştırır, tüketim düşer ve üretimde azalmalarla karşılaşırız. Lojistik sektörü daha az ürün taşır ve daha az ürün depolar.
(daha&helliip;)
İçerisinde bulunduğumuz yüzyılda Dünyamız büyük bir değişim ve gelişim rüzgarının etkisi altında. Sadece insanlar değil, sektörler, firmalar, aracı kuruluşlar, hizmet sağlayıcılar ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz şekilde bir çok faktör bu rüzgarın etkisiyle yenileşmekte ve kendini hızla değiştirmeye devam etmekte. Bu gün yeni çıkan bir ürün yarın bir başkasının piyasaya sürülmesiyle eskiyebilirken, dünün en iyi firmaları bu gün verdikleri hizmetlerle sorgulanabiliyor. İnsanların artan tüketim ihtiyacı da yaşanan bu rekabeti körükleyen yegane faktörlerin başında yerini alıyor.

