Genel olarak serbest bölgeler, ülkenin siyasi sınırları içinde olmakla beraber gümrük bölgesi dışında sayılan, ülkede geçerli ticari, mali ve iktisadi alanlara ilişkin hukuki ve idari düzenlemelerin uygulanmadığı veya kısmen uygulandığı, sınai ve ticari faaliyetler için daha geniş teşviklerin tanındığı ve fiziki olarak ülkenin diğer kısımlarından ayrılan yerler olarak tanımlanabilir.
Serbest Bölgelerde altyapısı hazır arsalar, genel ve müstakil depolar, ofisler ve açık stok sahaları, hazır üretim tesisleri kiralık veya tapu mülkiyeti ile yatırımcıların hizmetine sunulmaktadır.
(daha&helliip;)
Kara Taşıma Yönetmeliğimiz, 13. maddesinde belge sahiplerinin asgari araç kapasitelerini de belirlemiştir. Kara Taşıma Kanununun bir amacı da verimliliğin artmasını sağlamak için araç filolarının büyütülmesiydi. Aradan geçen zaman içinde, ilk yönetmelikte belirtilen asgari araç kapasiteleri de artmaktadır. 19.03.2012 tarihli genelgeyle açıklanan usullere göre; 31.12.2013 tarihine kadar daha önce 300 Ton’luk asgari araç kapasitesi olan C2 belge sahiplerinin kapasitelerini 440 Ton’a yükseltmeleri, 75 Tonluk asgari araç kapasitesine sahip K1 belge sahiplerinin 110 Ton’a çıkmaları, 100 Ton araç filosu olan L1 belge sahiplerinin 145 Ton’a sahip olmaları ve L2 belge sahiplerinin de araç kapasitelerini 150 Ton’dan 220 Tona çıkartmaları istenmiştir. İşe giriş zorlaştırılmış olup mevcut şirketlerin teşvik edilmesi amaçlanmaktadır.
(daha&helliip;)
Geçtiğimiz 10 yıl içinde ülkemizde lojistiğin gelişmesi göz kamaştırıyor. Ölçek olarak son 10 yılda yaklaşık 5 kat büyümeyi başaran bir sektörün çalışanlarıyız. Filolarımız, depolama alanlarımız, hizmet yelpazemiz, yurt dışı ilişkilerimiz, teknoloji kullanımımız çok büyüdü. İstanbul’da başlayan hizmetlerimizi Anadolu’ya da yaymak üzereyiz. Yurt dışında şirketler kuruyor, acentelikler açıyor, şirketler satın alıyoruz. Durdurulamaz bir büyümenin şahitleri olduk.
Bu büyüme sırasında büyümelerini doğru yönetemeyen şirketlerimiz de oldu. Kapananlara, yok fiyatına satılanlara şahit olduk. Büyümelerini doğru yönetemeyen şirketler, bu doğal krizi yaşadılar. Kapanan her şirket başka bir rakibinin pazar payının artmasına ve büyümesine yol açtı.
(daha&helliip;)
Lojistiğe (Türkiye’de ulaştırma ve nakliye odaklı lojistiğe) geleceğin mesleği gözüyle bakılırken, buna yönelik eğitimleri veren birçok bölüm açılırken ve bu bölümlere her yıl yaklaşık 5.000 yeni lojistik çalışanı adayı girerken, birçoğu mezun olurken……… bu mezunların hayallerine ne oldu?
TÜİK, 06 Mart 2013 tarihinde yayınladığı “Hanehalkı İş Gücü” haber bültenin eki olarak “En son mezun olunan okul ve mezun olunan alana göre işgücü durumu, 2011-2012” verisini de yayınladı.
Bu çalışma ile FOET-1999 & Eğitim ve Öğretim Alanları Sınıflaması’na (1) göre yüksekokul ve fakülte disiplinleri bazında mezun olanlara ait işgücü, işsizlik ve istihdam istatistikleri verilmektedir.
Bunlardan biriside “Ulaştırma hizmetleri ve çevre koruma” disiplininden mezun olan öğrencilere yönelik işsizlik ve istihdam verileridir.
(daha&helliip;)
1999 Yılı itibari ile öğrenci kabulüne başlayan Lojistik Bölümü, ilk mezunlarını 2003 senesinde vermeye başladı.
İlk mezunlar resmi ve özel firmaların Lojistik, Taşıma ve Tedarik bölümlerinde işlerini çok rahat buldular. Geçen süre içinde Devlet ve Özel Üniversiteler Lojistik Bölümlerini açmaya başladılar.
Bugün gelinen noktada Lojistik Bölümü mezunlarının iş bulamamalarındaki sebepte; ya arz talebin üstünde olmaya başladı, ya da aşağıdaki yazışmada konu edildiği gibi Lojistik firmaları da dahil olmak üzere diğer sektörlerde Lojistik kapsamındaki departmanlarına Lojistik mezunlarının dışında bölümlerin mezunlarını tercih etmelerimi var.
(daha&helliip;)