Çocukluğumda, İskenderun sıcağından kaçmak için çıktığımız Belen Yaylası’nda, rahmetli annemin elime bir sepet vererek komşunun bostanından istediği domates, biber gibi sebzeleri alışım aklıma geliyor. Bostanın sahibi teyze çardağın altında oturmuş sebze ayıklarken ben içeri girip, “Nene, annem domates istiyor” diyerek istediğim izni, “Sen kendi işini göremiyor musun da bana söylüyorsun” diyerek verirdi. Ben de bostanda, biraz iş yaparak, biraz da tam olgunlaşmamış küçük domateslerin suyunu akıtarak yiyerek, hem sebzenin tadını alır, hem doğanın göbeğinde olmanın tadını çıkartır, hem de benden istenileni yapardım. Tahmin edeceğiniz gibi de hâlâ o domatesleri toplarken çıkan, ellerime işleyen ve damağıma yerleşen güzel domates kokusunu hatırlıyorum.
(daha&helliip;)
Her yıl ihracatı artan bir ülkenin vatandaşı olmak, pek de mutlu ediyor bizleri. Hele ki son aylarda dış ticaret açığımızın da düşüş gösterdiğini düşünüğümüzde, tabiri caizse “tadından yenmez” hale geliyor.
Ülkeler her zaman ihracatlarını desteklemeye ve ihracatı arttırıcı yollar geliştirmeye gayret ederler; bu manada da ihracatçıları bizzat desteklemeye çalışırlar. Elbette bu amaçla geliştirilmiş çeşitli yollar ve çeşitli enstrümanlar vardır; örneğin ihracatçılara ucuz kaynak ve kredi sağlamak suretiyle nakit destek vermek bu yollar arasındadır. Ancak, her zaman doğrudan nakit desteği vermek tek başına yeterli değildir. Bu sebeple bazı hallerde, ihracatı teşvik etmek ve ihracatçının maliyetlerini düşürmek amaçlı, gayri nakdi diye adlandıracağımız teşvikler ve destekler de ihracatçılara sağlanabilmektedir. İşte yazıma konu ettiğim “Serbest Bölgeler”de yine ihracatçıyı desteklemek amaçlı olarak oluşturulmuş, ülke içinde olmasına rağmen, ülke dışı gibi kabul edilen yerler olup; ülkemizde 1985 yılında çıkan Serbest Bölgeler Kanunu ile bizlere merhaba demiştir. Geriye dönük baktığımızda neredeyse 27 seneden beri Serbest Bölge’ler ile yaşadığımızı görebilmekteyiz. Dış Ticaret tarafında bir farklılık yaratan Serbest Bölgeler, farklı bir ülke statüsünde kabul edilmesi sebebi ile taşımacılıkta da farklı uygulamaları beraberinde getirmiştir.
(daha&helliip;)
Tedarik zinciri hammaddeden başlayarak tüketime kadar olan süreç içinde, şirketlerin uzun dönem performanslarını arttırmak için, sürecin yönetimini ön görmektedir. Tanımı tersinden yorumladığımız takdirde; şirketlerin uzun dönem performanslarında düşme olduğu takdirde bunu tedarik zincirlerinin iyi yönetilmediklerine yorumlayabiliyoruz. Pazar paylarında düşme, karlılıklarında azalma, nakit darboğazına düşme, çalışan memnuniyetsizliği, müşteri mutsuzluğu, sermayedar tatminsizliği, ürün geliştirememe gibi performans kayıplarına düşen tüm şirketlerin tedarik zincirlerini yeniden yapılandırma zorunlulukları söz konusudur. Tedarik zincirleri iyi yönetilemiyordur.
(daha&helliip;)