Malum, taşımaların çok daha kolay ve yüklemelerin daha verimli yapılabilmesi için denizyolu’nda 1920’lerden itibaren konteynır yüklemelerine geçilmiştir. Denizyolu taşımacılığının çoğu bu standart 20’DC, 40’DC, 40’HC, open top, flat rack vs. konteynırlar ile gerçekleşir.
Konteynır taşıyan gemiler, seferlerini genelde haftalık veya iki haftada bir yaparlar ve hazırlık süreci de bu doğrultuda olur.
Havayolu taşımacılığının genelinde yolcu uçakları kullanılır.Bunlar genelde 10 tona kadar yük alır ve kargolar havalimanında palet denilen tekerlekli açık metal dorse ve özel uçak konteynırlarına konulup uçağa yüklenir.Uçakların sefer sayıları ve zamanları rutindir ve olağan dışı bir gelişme olmadığı takdirde burada bir değişiklikle karşılaşılmaz. (daha&helliip;)
Farklı bir sektör olan otomotivi, ve ülkeye kattığı değer ile son dönemde oluşan gelişmeleri bir gözden geçirmek istedim. Öyle bir sektör düşünün ki, içinde ihracat olsun, ithalat olsun, yüksek istihdam olsun. Öyle bir sektör düşünün ki, ülkenin dinamosu olsun. Ve ülkenin dinamosu olabilecek kadar önemli bir sektörden söz ediyor isek, zaten çok da iyi irdelenmesi ve sürekli izlenmesi kaçınılmaz demektir.
Teknolojik olarak karmaşık bir yapıya sahip, ana faaliyet alanına odaklanmanın önemli olduğu ve dış kaynak kullanımınına da bir hayli ihtiyaç duyan bir sektör “otomotiv”. Sektörün kritik özelliklerinden bir tanesi, üreticilerinin etrafında odaklanıyor olmasıdır. Türk otomotiv endüstrisine bir göz attığımızda, 2011 yılı verilerinde yıllık yaklaşık 1.2 milyon adet üretim gerçekleştiğini ve bunun da 790 bin adetinin ihraç edildiğini görüyoruz. Ekonomik değeri ise, yaklaşık 18.5 milyar dolar. Buna karşılık dünya tüketiminden alınan pay, %1.56. TÜİK verilerine göre, 2012’de ulaşılan ihracat rakamı 19 milyar dolar, 2013’te ise 21.3 milyar dolar. Dolayısı ile 2013’ün de ihracatı en yüksek sektörü. Otomotivciler 2023 yılı için de hedefini belirlemiş durumda. 4 milyon adet üretim, 3 milyon adet ihracat. Ve bu da yaklaşık 75 milyar dolara ve dünyadaki payın da %2.5’e çıkması anlamına geliyor.
(daha&helliip;)
Stad, meydan gibi kalabalık yerlerde, ortalarda duran üniformalı polislerin gelip geçen tüm insanlara müdahale edeceğini, arama yapıp, onları kontrol altında tutmaya çalışacağını söyleyemeyiz.Polislerin sadece görünür olmasının bile suçu önleyici etkisi vardır.Yani hırsızlar, kapkaççılar açısından caydırıcılık sağlar.
Konuya uzak arkadaşlardan “Bu gümrükler tam olarak kaçakçılığı nasıl önlüyor? Yani her malzemeye açılıp bakılıyor mu ki?” gibi sorular duyuyorum.
Tabiki, gümrüklerde her malzemeye açılıp bakılmıyor.Bu fiziken de mümkün değil zaten.Çoğu malzeme evrak üzerinden inceleniyor. Fakat başta verdiğim polis örneğindeki gibi malzemelere gümrüklerde sadece açılıp bakılma ihtimali bile çokça usülsüz girişimi önleyebilmektedir.
Sevgili dostumuz, ağabeyimiz Ertuğrul Tarhan; bir yazısının sonunu şöyle bağlamış “…. ve hiç çözüm bulunamayan en önemlileri; vizeler, birçok ülke ile yaşanan ikili ve transit geçiş belgeleri, sınır geçişlerinde yaşanan gecikmeler ve aşırı akaryakıt fiyatlarıdır.”
Sizlerin de anladığı üzere, taşımacılığın sorunlarından ve yazının başında belirttiği 13 yıl öncesi ile yaptığı kıyaslamanın sonucunda iyileşme olmadığı gibi sorunların daha da arttığından söz etmiş. Ben derim ki, şu sorunları kısa kısa da olsa bir irdelemeye çalışalım.
Her şeyden önce genel bir kabul ile söze başlamak lazım. Türkiye, karayolu taşımacılığında son derece genç ve bir o kadar da güçlü bir filoya sahip. Bunu her fırsatta söylüyor ve hem de övünüyoruz. Ancak, bu durum elbette, birilerini de rahatsız etmekte. Bir tarafta Avrupalı dostlarımızı, diğer tarafta da Ortadoğu’daki kardeşlerimizi ve zaman zaman Rusya’yı bu durum çok da memnun etmiyor olmalı ki, bize sürekli sorun çıkartıp, Türk araçlarının hareket seyrini kısıtlamaya çalışıyorlar. (daha&helliip;)

