Bir firma için yatırım kararı almak büyük önem arzeder. Zira bu karar, devamında bir çok satınalma operasyonunu ve satınalmaların teslim şekilleri uyarınca da riskleri beraberinde getirecektir.
Örneğin bir fabrika, elektrik santrali veya da bir konut sitesi kurma kararı alan bir yatırımcının, dünyanın farklı ülkelerinden irili ufaklı malzeme ve ekipmanı, teslim yerlerinden belirlenen proje sahasına kadar ulaştırması ve montaj programına göre burada birleştirmesi gerekmektedir.
Dolayısıyla, bu proje kapsamında yapılacak tüm taşımalar, proje taşıması olarak adlandırılır.(Bu tanım, yatırımcı gözüyledir. Lojistik firmaları, ebatı veya tonajı standart dışı olan her yük taşımasını proje taşıması diye adlandırırlar.)
Yatırımcı firma, bu projesi uyarınca üstleneceği tüm nakliyelerin risklerini nakliye sigortası ile minimize etmek isteyecektir. Yalnız proje süresince her bir taşımaya münferit bir nakliye poliçesi düzenletmek hem ekstra iş yükü doğuracak, hem de olası bir atlama veya bildirim gecikmesinde teminat sorunu yaşatacaktır. Bu sebeple projenin inşaat süresince gerçekleşecek tüm taşımaların, genel bir nakliye poliçesi altında toplanması tercih edilir.
Böyle uzun vadeli ve geniş kapsamlı bir poliçe, projenin “Marine Cargo” poliçesi olarak adlandırılmaktadır.(Adının “marine” olması yanıltmasın; deniz, hava, kara vs. her türlü taşımayı kapsar)
(daha&helliip;)
Küresel ekonomideki hızlıca artan ticaret hacmi mal hareketlerinin artmasına ve sunulan katma değerli hizmetlerle beraber verilen hizmetin kompleks bir yapıya bürünmesine sebebiyet vermiştir. Bugün gelinen noktada uluslararası ticaret sadece mal akışını değil, aynı zamanda bilgi akışını da tetikleyerek informasyon teknolojilerinin de kendine küresel sahada bir yer edinmesini sağlamıştır.
Uluslararası ticarette başı çeken ülkelerin yavaşlayan büyüme hızları, gelişmekte olan ülkelere bir fırsat yaratırken; eskiden Dünya’nın sadece belli bölgelerinde daralan sermaye günümüzde yerkürenin tamamına yayılarak genişleme imkanı bulmuş ve yeni ticaret bölgelerinin ve pazarlarının da oluşmasına olanak sağlamıştır. Uluslararası bankacılık sistemlerinin uygulanabilirliği, serbest piyasa ekonomilerinin yaygınlaşması, milyar dolarların saniyeler içerisinde ülke borsalarına girip çıkabilmesi gibi unsurlar sermaye sahipleri nin rahat hareket edebilmesine ve ülkemiz gibi istikrarlı ekonomilerin daha çok tercih edilebilir olmasına olanak sağlamıştır. Bu durum aynı zamanda uluslararası yatırımların da ülkeye çekilebilmesini daha kolay bir hale getirmiştir.
Dünya insanoğlu için daha kolay ve hızlı yaşanabilecek bir hale geldikçe, kirlenmesi de o denli hızlanmaya başladı.Tükettikçe artıklarımızın depolanması bir sorun olmaya başlamışken bir de ayağımıza kadar gelen ürünlerin doğaya olan olumsuz etkisi de iyiden iyiye kendini gösterir oldu. İki bin liralık telefonumuz Çin’den, koruma kılıfı Singapur’dan, bataryası Hong Kong’dan, İşlemcisi Amerika’dan gelince bu süreç gittikçe hızlanıverdi. Günümüzde ürünlerin yüzde 90’dan daha fazlası üretildikleri yerden farklı yerlerde tüketiliyor. Bu durum haliyle lojistik faaliyetlerin genişlemesine ve taşınan mal miktarının devamlı olarak artmasına sebep veriyor.
Üretim arttıkça doğa anadan hep daha fazlasını koparmaya başladık. Hem kopardık hem de işimizi bitince yine onun çaresiz kollarına atıverdik pisliğimizi. Şimdiyse geldiğimiz nokta da; kutuplardaki eriyen buzlardan, daha geçirgen hale gelen atmosferden, ve azalan orman örtüsünden üzüntüyle bahsediyoruz. Sanki biz yapmadık, sorumlusu biz değiliz.
(daha&helliip;)
“Dünya yine de dönüyor”
Galileo
(1615, Roma – Mahkeme Çıkışı)
Bir söz vardır; “Senin parmağına diken batsa, benimki kanar”. Bu cümlenin, iki birey arasındaki sevgi ve muhabbeti işaret ettiği aşikar, ama günümüzün ekonomi temelli “modern” dünyasında da artık ciddi bir karşılığı bulunduğunu söylememiz gerekir.
Son yirmi yılda, gerek akademik ortamlarda ve gerekse iş ortamlarında adı geçmediği bir güne rastlanılmayan bir kavramdan, ‘küreselleşme’den bahsediyorum.
Zira, dünyanın birleşik bir kap haline geldiği farklı bir dönemde yaşıyoruz.
(daha&helliip;)
Geride bıraktığımız son 30 yılda insanoğlu ekonomik ve politik anlamda oldukça büyük değişimler yaşadı. Eskiden devletlerin en büyük uğraşı toprakların sınırını çizmek ve bu sınırı korumak iken, günümüzde kırmızı çizgiler sadece hudutlarımızı belirlemek için olan sınırlar halini aldı.Devletlerin birbirlerine üstünlüğü silahlarıyla değil, ekonomileriyle kurduğu bir dönemde yaşıyoruz artık. Eski adıyla Küreselleşme yeni adıyla; Globalleşmenin etkilerini yaşadığımız günlük hayatta daha çok görüyoruz.
İnsanların artan tüketim ihtiyacı ve son dönemde oluşan bu konjonktür Lojistik Süreçlerin öneminin daha fazla artmasına ve uluslararası alanda uygulanabilirliğinin kolaylaşması için yapılan uygulamaların da desteklenebilir olmasına sebebiyet vermiştir.
(daha&helliip;)





