Birkaç gün önce ihracatçı bir dostumuzun yaşadığı güçlükler üzerinde tartışırken, bu arkadaşımızın söyledikleri bana eğitimlerin detayları ve eğitimcilerin nitelikleri konularının, eğitimi tertipleyen kuruluşlarca biraz daha dikkatle ele alınması gerektiği fikrimi hatırlattı.
Bir süre önce elektronik posta kutusuna bir eğitim duyurusu iletisi gelmişti. Bu ileti, mesleki bir derneğin ihracat konusunda tertiplemiş olduğu eğitim programının duyurusu idi. Bu tür programların faydasına inandığım, mesleki tecrübeleri ve eğitimci yeterlilikleri olan kişilerce verilmesini desteklediğim için, bu tür duyuruları hemen önemser ve incelerim.
(daha&helliip;)
Bulmacaların klasik sorusu “eski dilde suyun” cevabı “AB” ya da “MA” dır.
Su, insan yaşamı için çok önemlidir. İnsan vücudunun ağırlığının %11’i oranında su kaybedilmesi sonucunda olası ölüm riski olabilir. Bir yetişkinin günde en az 1,5-2 litre su içmesi gerekmektedir.
İhtiyacımız olan suyu, yediğimiz besinlerden ve içtiğimiz sudan alıyoruz.
İçtiğimiz suyun iki temel kaynağı, musluktan akan su ve pet veya damacana halindeki ambalajlı veya şişelenmiş sulardır.
(daha&helliip;)
İhracat rakamlarındaki yükseliş durdu ve bu kez aşağı yönde hareket görüldü.
Çok da tuhaf bir sonuç değil. Ticaret bu, hep olumlu gelişmeler yaşayacak değiliz ki iyi günümüz de olacak, kötü günümüz de.
Avrupa Birliği (AB) yönüne ihracat rakamlarında radikal düşüşler var.
iyi mi desem, kötü mü desem karar veremiyorum!
Yumurtaları aynı sepete koymamak penceresinden baktığımızda iyi gibi görünüyor. AB’nin ithalatı yüksek ve bizim ürünlerimize alışkın pazar olması penceresinden baktığımızda pek de iyi görünmüyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) alarm zillerini çalma kararı almış olsa gerek, bir mektupla, durumu nasıl iyileştiririz diye İhracatçı Birliklerinin görüşlerini almaya çalışıyor. AB pazarındaki daralmadandır diyenler çoğunlukta. Doğruluk payı oldukça yüksek olan bir yorum da, işin biraz kolayından alarak geçiştirmek gibi oluyor galiba.
(daha&helliip;)