Geçtiğimiz hafta Hatay’a uçarken, uçak içindeki ekranlarda bir reklam dikkatimi çekti. Gözlük reklamı değildi kesinlikle; “ancak vizyonunuz görebildiğiniz yer kadardır” diye bir mesaj vermekteydi. Seyahat boyunca bu sözün üzerinde düşünme şansı buldum ve kendimce şu söze karar verdim. “Vizyonunuz hayal edebileceğiniz yere kadardır”.
Yönetimsel olarak bir şirketin vizyonu, o şirket yöneticilerinin görebildiği kadar olmamalı diye düşündüm. Ancak daha da kötü olduğunu görüyorum. Özellikle bir hizmet sektörü olan lojistik sektörümüzde durum daha da içler acısı. Lojistik her şeyden önce emek yoğun bir hizmet sektörüdür. Her benzer sektörde olduğu gibi her an yapılması gereken bir iş vardır ve bu işi yaparken karşılaşacağımız engellerin aşılması gerekir. Taşıyorsanız zamanla, yol durumuyla, araç sorunlarıyla, trafikle, aracınızdaki malin korunmasıyla savaşırsınız. Depolama yapıyorsanız depodaki zamanla, işçilerle, teknik sorunlarla, barkodlarla, paketlerle, etiketlerle, ambalajlamakla uğraşırsınız. Dağıtım yapıyorsanız dağıtım planlama ile, trafikle, köprü ile ve yine zamanla savaşırsınız. Denizciler, limancılar hava koşulları ile dalgalarla, korsanlarla, kaçakçılarla, sığınmacılarla ilgilenmek zorundadır.
(daha&helliip;)
Bildiğiniz gibi B2B, İngilizce ” Business-to-Business ” yani ” İşletmeden İşletmeye ” diye çevirebileceğimiz ve müşterilerimizin de bizden aldıkları ürünleri kendi ihtiyaçları için kullandıkları bir iş yapma çeşidi. B2C ise işletmemizin müşterilerinin, perakende piyasaya hitap eden işletmeler olması hali.
Bu tanımdan hareketle sohbetimizin konusu, aynı işi yapan iki ayrı işletmeye bakalım.
Her ikisi de un fabrikası çalıştırıyor. Ancak her iki işletme de pazarlama ve teslimat çalışmalarında biraz sıkıntı yaşıyorlar. Müşterileri değişik sektörlerden ve müşterilerinin arasında, sadece ekmek imalatı yapan büyüklü küçüklü fırıncılar, fabrikalar var. Unlu mamullerin her çeşidine girmiş olanlar var. İrili ufaklı pastaneler ve benzeri işletmeler var.
(daha&helliip;)
Tedarik zincirinde riskler kontrol edilmelidir. Verdiğimiz lojistik hizmetler içinde en çok risk yaratacak olan operasyon da taşımadır. Deponuzdan yüklediğiniz ürünler teslim noktasına kadar giderken hava şartlarına, yol şartlarına, sürücü hatalarına, araç teknik arızalarına, çevresel etkilere açık bir şekilde taşınırlar. Bu risklerden dolayı tedarik zinciri boyunca en büyük sigorta maliyeti taşımadan doğmaktadır. Bu risklerden dolayı taşıma, tedarik zinciri içinde en büyük payı alan, % 50 oranında maliyet yaratan bir iş sürecidir.
Risklerin minimize edilmesi ancak bu risklere karşı tedbir almakla sağlanır. Alınacak tedbirler de henüz riskler ortaya çıkmadan oluşabilecek aksaklıkların bilinmesine, ön tahminine, ölçülebilmesine bağlıdır. Ölçemediğiniz bir sürecin yönetilmesi söz konusu değildir. Ölçtüğünüz zaman elde ettiğiniz sonuçlar ile ilgili bir karar üretmeniz gerekir. Bir sonuca bir eyleme bağlanmıyorsa ölçmenin de bir fonksiyonu kalmamaktadır.
(daha&helliip;)
Genel anlamıyla lojistik süreçlerine değindiğim ve tersine lojistiği anlatmaya çalıştığım eski bir yazımda; bu sürecin genel olarak nasıl bir anlam ifade ettiğini ve şirketler için önemini sizlere anlatmıştım. Şimdiyse bu süreci daha derinlemesine incelemek ve şirketler açısından iyi yönetilmesi durumunda ne gibi artıları olacağından bahsetmek istiyorum.
Tedarik Zinciri Yöneten Profesyoneller Konseyi (CSCMP); tersine lojistiği tanımlarken; ham madde, ürün, yarı mamül ve bilginin tüketim noktasından üretim noktasına hareketi olarak ifade etmekte. Peki tersine Lojistik sürecinde geriye doğru gerçekleşen bilgi akışının nasıl meydana geleceği daha da önemlisi nasıl yorumlanacağı ve ortaya çıkan bu dataların nasıl kullanılacağı da bir başka önemli konu olarak karşımıza çıkıyor.
(daha&helliip;)
Taşımacılıkta uzun zamandır üzerinde konuştuğumuz bir terminoloji vardır. “Last Miles” adını verdiğimiz bu uygulama, Türkçe’ ye “Son Kilometre” olarak da tercüme edilebilir. Son kilometre, genellikle parsiyel taşımacılıkta taşıma aracının teslim edeceği son yük parçası için kat etmesi gereken yol olarak kullanılmaktadır. Yükünü dağıtarak ilerleyen bir aracın üzerinde, son teslimat için taşıma kapasitesinin çok altında bir yük kalmakta ve beklenen gelir bu yükün taşınması için gereken maliyeti karşılamamaktadır.
Lojistiğin gelişmesi ile stok yönetimi önem kazanmış ve taşımacılıkta seyrek olan komple taşımalar, yerini daha sık uygulanan parsiyel taşımalara bırakmıştır. Parsiyel taşıma sadece ülke içinde değil ülkeler arası, hatta intermodal taşımanın da içine girerek payını arttırmaktadır. Tedarik zinciri yönetiminin lojistik yönetiminin önüne geçmesi ile son kilometre kavramı daha da önem kazanmış ve sadece malların son teslimatı değil, yükleme yerine gelene kadar olan ilk taşıması, yani ilk kilometre taşıması da önem kazanmaya başlamıştır. Milk-run tedarik sisteminin devreye girmesi ile toplama araçlarının ilk kilometre performansları da konuşulmaya başlanmıştır.
(daha&helliip;)
