Geçtiğimiz haftaki sohbetimizi, ihracatçılarımızın taşıma maliyetlerini düşürmesinde epey faydası olacağını düşündüğümüz BALO, “Büyük Anadolu Lojistik Organizasyonlar AŞ” için ayırmıştık. Bazı ihracatçı dostlarımızla da bu konuyu tartışıp ne kadar yararlı veya ne kadar verimsiz olabilir ve daha da kötüsü, ne zaman kepenk kapatır diye bile konuştuk. Herkesin dileği ve beklentisi bu ve buna benzer girişimlerin başarılı olması ve bu tür hizmetlerin arttırılarak yurt geneline yayılması ve ihracatçılarımızın rekabet gücüne katkıda bulunabilecek seçeneklerin çoğaltılması.
BALO işinin özü, toplu taşımacılığın getireceği faydaları, ihracatçıların yararına olacak bir şekilde organize ederek hizmet sunmak. Böyle organizasyonlar güzel de bu hizmetlerden nasıl daha çok ve daha verimli faydalanabiliriz diye bir de ihracatçı penceresinden bakalım istedik. Zira hizmetin ana unsuru, taşımacılıkta ölçeği olabildiğince büyüterek maliyetleri en aşağıya çekebilmek ve ihracatçıya en uygun taşıma bedelini ve şartlarını teklif edebilmek.
(daha&helliip;)
Bayram değil yılbaşı değil, bu balo nereden çıktı demeyin. Kaç zamandır gazetemizde yer alıyor bu balonun haberleri. Bu balo “Büyük Anadolu Lojistik Organizasyonlar AŞ” için kullanılan BALO sözcüğü.
Amacı tren taşımacılığının maliyet avantajlarını kullanarak Türk ihracatçısına daha ucuz, güvenli ve hızlı lojistik hizmeti sağlamak. BALO odalar, borsalar ve OSB’lerin katılımıyla 92 ortaklı bir yapı olarak şirketleşmiş. Şu an itibariyle Ankara, Konya, Manisa yük toplama merkezlerine getirilen ihracat malları, Bandırma ve Tekirdağ terminalleri aracılığı ile şimdilik bazı Orta ve Batı Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Yakın bir gelecekte, VİKİNG Treni denilen ve Ukrayna, Belarus ve Litvanya üzerinden Baltık Denizine ulaşan demiryolu ağına entegrasyonu sağlanarak, kuzey ülkelerine de uygun maliyetli taşıma olanaklarının sağlanması planlanmış. Burada çok önemli bir nokta da bu hatta bağlanılması sonrasında Rusya coğrafyasına tren taşımacılığının daha kolay yapılabilme imkânının sağlanabilecek olması. Bunu sağlayabildikleri takdirde, Türk ihracatçısına yüksek maliyet getiren Rusya karayolu taşımacılığına ciddi bir alternatif ve ihracatçıya rekabet gücü getirecektir.
(daha&helliip;)
Sohbetimize katılan dostlarımız, INCOTERMS denilen ve Türkçemizde “Teslim şekilleri“ diye anılan kavramlara ne kadar önem verdiğimizi ve inceliklerine oldukça sık vurgu yaptığımızı bilirler. Konuya verdiğimiz önemi derslerimizde, seminerlerimizde, danışmanlık toplantılarımızda da gündeme getirir ve enine boyuna tartışırız.
Rekabet gücünün artırılabilmesi için gerekenleri tartıştığımız bir ortamda vurgu yaptığımız bazı teslim şekilleri, ilginç karşılandığı kadar tartışmaları farklılaştırmıştı. Hele gerçek bir olayı anlatarak verdiğimiz örnek, katılımcı arkadaşlarımıza oldukça şaşırtıcı gelmişti.
(daha&helliip;)
Türkiye İstatistik Kurumu’nun internet sitesindeki rakamlara baktığımızda önümüze çıkan tabloyu, 40 yıla gelmiş olan dış ticaret kariyerimin ışığında yorumlamak istiyorum. Tekil bir ifade kullanıyorum çünkü bunlar benim yorumlarım.
Yıl 1923, o yıl bile ihracat yapılmış 50 milyon küsur ve ithalatımız da 86 milyon küsur ABD doları. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 58.5 olarak görünüyor. İlerleyen yıllarda, 1933 yılındaki ihracat rakamımız 58 milyon dolar ve ithalatımız da 45 milyon dolar. İlginç bir şekilde 13 milyon dolar gibi bir dış ticaret fazlamız var. 1933 yılındaki ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 128.8 olmuş. Çok ihracat yapmışız, az ithalat yapmışız. Bunu ister genç Cumhuriyetin yaptığı sanayi yatırımları sonucu ithalatın azaltılmasına bağlayın, isterseniz kemerleri sıktılar da öyle oldu deyin. Yalnız bir şeyi mutlaka yapın, savunacağınız tezin temelleri o günkü ulusal ve küresel ekonomik koşulların bilgisini taşısın.
(daha&helliip;)
İhracat yapsın yapmasın birçok KOBİ sahibi ve yöneticisi dostumuz yeni pazarlar bulmak için ayağa kalktıklarında akıllarına ilk takılan soru “Nasıl yapsak da hata yapmasak” oluyor.Sohbetlerimizin ana konusu, bu işin inceliklerini nasıl kavrarız oluyor. Burada vereceğim cevaba, yıllar önce çocuklarımın seyrettiği bir programdan alıntı yaparak sözlerime “Bilginin Gücü Adına” diye başlamak istiyorum.
“Bilgi” diye başlıyorum çünkü bilginin gücünün insanlara birçok şeyi yapma yeterliliğini verebileceğini düşünüyorum. Uluslararası ticaret konusu da o kadar geniş ve o kadar detaylı ki bilgi sahibi olduğunuzu düşündüğünüz konularda bile her an yeni bir şeyler ile karşılaşmak mümkün olabiliyor. Uluslararası ticarette,üretim noktasından başlayarak, malların alıcının deposuna inmesine geçene kadarki süre içerisinde yapılan uygulamaların ve bu uygulamalara katılan tarafların çeşitliliğini derinlemesine düşündüğümüzde “Vay be…” dememek mümkün değil. Bu nedenledir ki ihracata başlıyor da olsanız, yapıyor da olsanız bilginizi sürekli güncellemenizi salık veririm.
(daha&helliip;)