Cumhuriyetimizin ilk yıllarında kişilerin yatırım yapacak sermaye birikiminin olmadığı, bankacılık sisteminin henüz oluşmadığı dönemde; lojistik konusundaki temel yatırımları devlet eliyle yaptık. Önce limanlar inşa ettik. Planlanırken büyük düşünülen, ancak daha sonra arka alanlarını kullanmak zorunda kaldığımız limanlar. Şimdi şehir içine sıkışmış duruyorlar. Bu limanların hepsine demiryolu taşıdık ve işletmelerini de TCDD’ye verdik. Büyük fabrikalar kurduk. Demiryolu ağımızı bu fabrikalara kadar götürdük.
(daha&helliip;)
DHL Global Forwarding Ülke Satış ve Pazarlama Müdürü Sn. Özgür Yarmalı ile Röportaj
Kendizi tanıtır mısınız?
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Üniversite ikinci sınıfta çalışmaya başladığım lojistik sektöründe 14.yılımı tamamladım. Şu anda DHL Freight Ülke Satış ve Pazarlama Müdürlüğü görevini yürütmekteyim. Aynı zamanda İstanbul Adliyelerinde Uluslararası Karayolu Taşımacılığı alanında bilirkişilik yapıyor ve üniversitelerde Lojistik Hukuku alanında misafir öğretim görevlisi olarak dersler veriyorum. Bütün bunların dışında şu sıralarda önümüzdeki ay yayına çıkacak olan Lojistikte Pazarlama isimli kitabım için çalışıyorum.
(daha&helliip;)
“Kardeşim, sanırsın adam dünyayı fethetti. Altı üstü görevi olan ihracat bağlantısını yaptı yahu. İşini yapıyor diye bir de iltifat mı edecektik? İşin mi yok kardeşim senin?” diyerek söylenen patronun odasına girdiğimde duyduklarımdı bunlar.
Oldukça zaman geçti bu tesadüfün üzerinden. Diyeceksiniz ki neden şimdi bunları hatırladın? Tüm bunları hatırlama nedenim, arkasından konuşulan elemanın beni geçen hafta aramasıydı. Onu tanıdığım ve söylenmelerine tesadüfen kulak misafiri olduğum patronun şirketinde çalıştığı pozisyondan ayrılmış ve oldukça iyi şartlarla yeni bir iş bulmuş. Hem eski ilişkilerini kaybetmek istemediği için, hem de hatır sormak için telefon ettiğinde yaptığımız sohbet sonrasında, eski patronunun sözlerini anımsamıştım. Sohbetlerimizde, ara sıra da olsa nitelikli eleman konusunu ele aldığımızdan, bu konuyu sıcağı sıcağına gündeme alalım istedim. (daha&helliip;)
Beni şahsen tanıyan dostlarımızın, bu sohbet başlığını gördüklerinde “nasıl yani” diyerek, hayretlerini gizleyemediklerini görür gibiyim. Bunun nedeni de sanırım Türkiye coğrafyasında, futbol cehaletindeki durumunu sergilemekten çekinmeyen azınlıktan birisi olmam.
Futbolu bilmem, hiç oynamadım, seyretmem, ANCAK
Takım olmanın ve takım ruhunu taşıyarak çalışmanın neler getirdiğini çok iyi bilirim ve bu nedenledir ki ihracat işinde takım olabilmenin getireceği başarıyı, futbol takımının başarıları ile benzeştirdim.
(daha&helliip;)
Şu strateji denen afili sözcüğü ne zaman kullansam, “Abi o iş bizim boyumuzu aşar” cevabını oldukça sık almışımdır. Oysaki hepimizin kafasında yer alan bir dolu strateji vardır amma onları strateji diye adlandırmadığımız için bu sözcük kullanıldığında farklı bir şeymiş gibi düşünüyoruz.
Stratejini tanımını en basit şekilde yapmaya çalışırsak; “Belirli bir süre içerisinde yapılması düşünülen işlerin veya başarılmak istenenlerin yapılabilmesi için ve eldeki güçleri bir arada kullanmayı amaçlayarak, dikkatlice yapılan plan” ifadesi sanırım uygun olacaktır. (daha&helliip;)

